Danıştay’dan İlginç Karar

tarafından
266

564Danıştay’dan İlginç Karar

Bugün ulusal gazetelerden birinin ön sayfasında minicik bir alanda, küçük bir başlıkla Danıştay’ın bir kararı yayınlandı. Haberin başlığı şöyle “Para hâkimden tahsil edilecek”. Haberin devamını on beşinci sayfada okuyunca işin aslını anlıyorsunuz; konuya ve duruma özel yasa çıkarma hazırlığı var…

Bilindiği gibi bir zamanlar dönemin başbakanı olan , bugünkü cumhurbaşkanının savcılığını üstlendiği soruşturmalar, davalar vardı. Hani şu meşhur “darbe “davaları… Hemen her meslek grubundan insanların darbecilikle, terör örgütü üyesi olmakla suçlandığı davalar. Bazen bir bilim adamı, bazen bir din adamı, bazen gazeteci /yazar, bazen de bir sendikacının darbe suçlamasıyla, terör örgütü üyesi ya da yöneticisi olduğu gerekçesiyle televizyon kameraları eşliğinde gözaltına alındığı daha sonra da tutuklandığı davalar. Orada burada bulunan sözde delillerle tutuklanan subayları hatta emekli genelkurmay başkanını saymıyorum.

Evet, o gün “yargı görevini yapıyor, davaları sulandırmayın” diyen o günün başbakanı, bugünün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dı. Yardımcılarından Bülent Arınç’ın ” iyi ki savaş çıkmamış, bunlar askerlikten başka her şey yapmış” sözleri hala kulaklarımızda çınlar. Adalet bakanının ” yargıya müdahale etmek suçtur, bırakınız görevlerini yapsınlar” dediğini çok iyi hatırlarız. İşte böylesine bir ortamda; yani hükümet üyelerinin tamamının, başta başbakan olmak üzere tam destek verdikleri bir zaman da davaların tutuklu sanıklarından Mehmet Haberal mahkeme üyeleri hakkında “haksız tutuklandığı ve kasten tahliye edilmediği” gerekçesiyle tazminat davası açtı. Aylardan Haziran, yıl 2010. Sonuç. Mehmet Haberal’ı tahliye etmeyen bir başkan 9 hâkim kasıtlı bulunarak tazminat ödemeye mahkûm edildi

Yargıtay’ın bu kararından hemen sonra üç AKP’li milletvekili kanun teklifi hazırlayarak meclise sundu. Yasalaşan kanun; kasıtlı olarak hukuka aykırı karar veren hâkim-savcılara, mahkeme kararını uygulamayan bürokratlara, işkence ve kötü muamele yapan kolluk görevlilerine, görevini kötüye kullanarak kişilere zarar veren kamu görevlilerine karşı tazminat davası açılamaz şeklindeydi. Bu gibi durumlarla karşılaşarak zarar gören kişi sadece” devlete” karşı tazminat davaları açabilecekti. Devlet ise tazminatı sadece “görevi kötüye kullanma” suçundan “mahkûm” olan hâkim ve savcıya rücu edebilecekti; yani tahsil yoluna gidebilecekti. Günümüzde halen bu yasa mevcut. Yasa çok açık ve net.

Geliyoruz bugüne, Danıştay’ın kararına. Danıştay İçişleri Bakanlığını Hrant Dink’in öldürülmesindeki ağır kusur nedeniyle yüz bin lira tazminata mahkûm etmiş; ancak idarenin ödenecek tazminatı sorumlulara rücu etmesinin anayasal zorunluluk olduğunu belirtmiş. Anayasanın hangi maddesine dayanarak rücu edilmesine karar verdiğini de açıklamamış. (!)

Öncelikle şunu söylemek istiyorum bu ve benzer tazminat davalarından çıkacak mahkûmiyet kararlarının rücu edilmesi gereken kişiler soruşturmaları yürüten savcılar, operasyonları yapan polisler, kararları veren hâkimler değildir. Dönemin başbakanı, içişleri bakanı, adalet bakanı ile kanun teklifi hazırlayan üç AKP’li milletvekili artı kanun teklifine yasalaşması için evet oyu veren diğer milletvekilleridir. Bu operasyonlara, soruşturmalara, yargılamalara destek veren onlar, kanun teklifi hazırlayarak bugünkü haliyle yasalaştıran onlar. O zaman tazminatların rücu edilmesi gereken kişiler de onlar olmalı. Danıştay yanlış karar vermiş hatta işi olmayan işe karışmış…

O gün kurulan özel yetkili mahkemelerde yapılan sözde darbe yargılamalarının çökeceğini, sonuçta bu davalar yüzünden devletin çok ağır tazminatlar ödemek zorunda kalacağını her yerde konuştuk, her zaman yazdık. Gün geldi davalar çöktü, tazminatlar başladı. Şimdi bu yükümlülükten kurtulmak için en azından bundan sonra açılacak tazminat davalarından kurtulmak için kanun teklifi hazırlamanın alt yapısı oluşturulmak isteniyor. Danıştay’ın ilginç kararı buna zemin hazırlamaya dönük görülüyor. Böyle bir kanun teklifini savunmakta oldukça kolay… Birilerinin yanlışları sonucu doğan tazminatları benim Ayşe bacım, Mehmet kardeşim neden ödesin. Hiç kimse kusura bakmasın Ayşe bacımın, Mehmet kardeşimin hakkını kimseye yedirtmemmmmmmmm… Peki, adama sormazlar mı? Bu yasayı, bu şekliyle yasalaştıran siz değil miydiniz? O zaman aklınız neredeydi? Öküz öldü ortaklık bozuldu mu?