
Karalar bağlamalı ülke
Gözyaşlarına boğulmalı, yas ilan edilmeli, insanlar durup düşünmeli. Bu çağda, dört kardeş aynı anda nasıl olur da hayatına son verebilir? Bir değil, iki değil, üç değil aynı aileden tam dört insan neden yaşamaktan vazgeçer?
İstanbul’un Fatih ilçesinde yaşandı bu olay. Televizyon ekranlarında haberin ayrıntılarını izlerken beyniniz uyuşuyor anlamıyor, anlayamıyorsunuz; herkesin borcu var, herkesin sıkıntısı var neden canlarına kıydılar diye düşünüyorsunuz. Sonra meclis önünde kendisini yakan insanlar geliyor aklınıza. Boğazına ilmiği geçiren anne ya da metrelerce yükseklikteki binadan kendisini boşluğa bırakan baba…
Hepsi de çaresiz, hepsi de yapabilecekleri hiçbir şey kalmadığını düşündükleri için hayatlarına son verdiler. Oysa aynı anda belki de maliye bakanı ekonominin düze çıktığını, zorlukların aşıldığını anlatıyordu. Cumhurbaşkanı çağ atladık, ailelerin gelir düzeyi arttı, milli gelirimiz yükseldi diyordu. Birilerinin milyonlarca vergi borcu silinirken dört kardeşin, faturaları ödeyemedikleri için elektrikleri kesilmişti biliyor musunuz? Kim bilir belki de mahalle bakkalına olan borçlarından dolayı ekmek dahi alamamışlardı o gün…
Çok, çok acı bir olay. İnsan düşündükçe nefesi daralıyor, kalbi sıkışıyor. Olayın ayrıntılarını okuyamıyorsunuz bile, gözleriniz doluyor. Oysa Müslüman bir ülkedeyiz, yüzde doksan dokuzumuzun Müslüman olmasıyla övünür dururuz. Belediye başkanlarımızın, milletvekillerimizin, bakanlarımızın en başta da cumhurbaşkanımızın dilinden düşmez Allah’ın adı. Hani nerede? Hani komşusu açken tok yatan Müslüman değildi? Hani gelişmiş, çağ atlamıştık? Hani kişi başına düşen milli gelir artmıştı? Hani yollar, köprüler yapmıştık? Hani kendi uçağımız göklerde uçuyordu? Hani yerli otomobiller yollardaydı? Bakın dört kardeşe sahip çıkılamadı 80 milyonluk ülkede! 80 milyon Müslümanın yaşadığı yerde!
Biliyor musunuz hepimiz suçluyuz. Unuttuk çevremizi, unuttuk konu komşumuzu, eşimizi, dostumuzu. Gemisini kurtaran kaptan durumuna düşürdü mevcut sistem bizleri. Biraz dikkat edin, çevrinize şöyle bir göz gezdirin; insanlar nasıl geçiniyor, ne yiyor, ne içiyor, nasıl yaşıyor? Birçoğunun sıkıntılar içinde kıvrandığını görürsünüz, borç harç yuvarlanıp gittiklerini anlarsınız. Ve sonra hatırlasınız o muhteşem sloganı “ Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz…”.
İstanbul Fatihte yaşanan acı olay ne ilk, ne de son olacak. 17 yıllık AKP iktidarında zenginler daha çok zenginleşti, fakirler daha çok yoksullaştı. Açlıktan, işsizlikten, yoksulluktan intiharlar hiç olmadığı kadar arttı. Çocuk tacizleri, tecavüzleri, kadın cinayetleri tavan yaptı. Demokratik hak ve özgürlükler gasp edildi, terör yeniden hortladı. Ve hala gerçekleri görmeyen, duymayan, anlamayan kitleler var. Hala açlığa, yokluğa, sefalete, iş cinayetlerine, terör kurbanlarına “ Kader” diyen ve buna inanan insanlar var.
Açın artık gözünüzü ,gerçekleri görün. Yokluktan, yoksulluktan, çaresizlikten intihar eden her insanın vebali AKP hükumetinin sırtındadır. Saraylar, yollar, köprüler vatandaşın karnını doyurmuyor; tam tersine aç bırakıyor, aç!
Bugün cenaze namazından sonra soracak imam” Hakkınızı helal ediyor musunuz ? “ diye; cevap verecek vicdan kaldı mı sizlerde? Kaldı mı 17 yıldır iktidar koltuğunda oturanlar, saraylarda yaşayanlar! Büyüdük, geliştik, çağ atladık diyenler! Milli gelirimiz arttı, refah düzeyimiz yükseldi diyenler! Yoksa yine karşımıza geçip “ Kader, alın yazısı, taksirat” falan mı diyeceksiniz?”
Düşün Türkiye! Birazcık vicdanın varsa, düşün! Karanlıkta kaldığında dört kardeşi hatırla. Sofraya her oturuşunda dört kardeş aklında olsun. Üşüdüğünde, yalnızlığında, çaresizliğinde hep aklında olsun dört kardeş. Sorumluları da asla; ama asla unutma!

