Emperyalizmin dili

tarafından
211

Emperyalist ülkeler , özellikle ABD demokrasiyi, insan haklarını, özgürlükleri, sözde barışı dillerinden hiç düşürmezler ; ancak çıkarları söz konusu olduğunda demokrasiyi, insan haklarını, özgürlükleri katletmekten de asla vazgeçmezler.

Öncelikle şunu söylemek gerekir ;ki bu söylemler arkasına saklanarak insanlık dışı saldırılarla kendi dünya düzenlerini kurmaya çalışan emperyalist güçlerin dünya üzerinde yarattığı felaketi görmezden gelenler, ses çıkarmayanlar bir sonraki hedefin kendileri olacağını bilmeliler.

Emperyalizm dünya tarihinde hiç bir ülkeye demokrasi getirmemiş, demokrasinin gelişmesine güçlenmesine katkı sunmamıştır. Demokrasi ya da barış, güvenlik vs adına müdahalelerde bulunulan ülkelerde ne demokrasi , ne barış ne de güvenlik kalmamıştır. Geride kalan sadece kendilerinin istediği , kendi çıkarlarına hizmet eden hükumetler ve kaybedilen canlar , kaybedilen ekonomik değerler olmuştur. Yakın tarihimiz bunun örnekleriyle doludur. En son Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’ya yapılan haydutluk, uluslararası hukuka aykırı bir şekilde başlatılan ve devam eden İran saldırıları. Arada Afganistan, Kuveyt ,Irak, Suriye müdahaleleri de hafızalarda çok yeni….

Dünya artık öyle bir noktaya geldi ki ya emperyalist güçlerin yanında olarak sıranı bekleyeceksin ya da emperyalizme direnen insanların ,ülkelerin yanında olarak kendi bağımsızlığını ,kendi demokrasini , kendi adaletini güvenceye alacaksın.

Bu iş öyle kolay değil tabii ki. Emperyalizme kafa tutabilmek için , iktidarında yasa dışılıklar olmamalı, demokrasinde tartışılacak bir nokta bulunmamalı, adaletin güvenilir, hukukun üstün olmalı. Ve en önemlisi arkanda halk olmalı; çünkü günümüzde emperyalizm buralardan vuruyor. Halkın iradesini demokrasi, özgürlükler , refah üzerinden kırmaya çalışıyor.

Böylesine hukuk tanımaz , böylesine acımasız, böylesine sınırsız işgal ve itaat bekleyen ülkelere karşı direnebilmek için önce ana muhalefet ve muhalefet partileriyle barışık olacaksın, gücünü milletten alacaksın terör örgütlerinden değil. Meşrutiyetini halktan alacaksın, emperyalist ülke başkanlarından değil. Hukuku, anayasayı , yasaları yok saymaktan vazgeçeceksin, haksız hukuksuz tutuklamalara , kayyım atamalarına geçit vermeyeceksin. Kısacası sen yola çıktığında bir halk arkandan yürüyecek. Ya da sıranı bekleyeceksin.