Ülke tarihinde lanetle anılacak, asla unutulmayacak bir gün. Kimine göre bir senaryo, kimine göre başarısız bir darbe girişimi, kimine göre de halk desteğiyle siyasi irade tarafından bertaraf edilen bir darbe girişimi.

Konu ile ilgili tartışmalar bugüne kadar bitmedi, bugünden sonra da hiç bitmeyecek. Neden hiç bitmeyecek; çünkü yüzlerce insanın, askerin, polisin hayatını kaybettiği , ağır yaralandığı, çeşitli uzuvlarını kaybettiği 15 Temmuz olayının perde arkasındakı sır çözülmedi, çözülmek istenmedi ya da çözülemedi.
Siyasi irade tarafından 15 Temmuz 2016’ya kadar neredeyse mehdi ilan edilecek olan Fetullah Gülen olayın hemen ardından meczup ilan edildi, hain ilan edildi, darbenin planlayıcısı ilan edildi o kadar.
Peki , o güne kadar neler yaşandı? Siyasi iradenin ;yani AKP’nin Fettullah Gülen ile ilişkileri ne boyuttaydı? O konuda kimler ne diyordu?
Bu soruların cevapları adeta olayın sır perdesini aralıyor. Beraber yürüdük biz bu yollarda , hedefimiz aynı yöntemlerimiz farklı, ne istediniz de vermedik diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan koltuğunda oturuyor. Fetullah Gülen’in dizinin dibinde başında takke ile otururken çekilen fotoğrafları çarşaf çarşaf medyada yer alan Süleyman Soylu İçişleri Bakanı koltuğunda görevine devam ediyor. Fetullah Hoca Efendimize laf söyletmem diyen ( Kız Bekir) Bekir Bozdağ Adalet Bakanlığı makamını işgal ediyor. Dönemin Genel Kurmay Başkanı Milli Savunma Bakanı olarak görevine devam ediyor. Dönemin MİT Müşteşarı Hakan Fidan görevine devam ediyor.
Şimdi böyle bir durumda 15 Temmuz 2016 olaylarının üzerindeki sır perdesi aralanabilir , karanlık noktalar aydınlatılabilir mi? Bana göre hayır.
15 Temmuzun Milli Birlik ve Dayanışma günü ilan edilmesi ,olayların üzerindeki karanlık noktaların daha da karartılması, olayların daha da anlaşılmaz hale getirilmesinden başka bir şey değildir.
Ne oldu da Milli Birlik ve Dayanışma günü ilan ediliyor? Boğaz Köprüsünde askerlerimizin kafası kesildi, askerlerimiz Boğaz Köprüsünden aşağı atıldı, askeri öğrencilerin parçalanmış cesetleri günler sonra morglarda bulunarak kimsesizler mezarlığına gömülmekten son anda kurtarıldı. Ordu da , kamu sektöründe , özel sektör de inanılmaaz bir kıyım başlatıldı. Ömrünü Fetö ile mücadeleye adayan gazeteciler, aydınlar, düşünürler fetöcü olmakla suçlanarak haklarında soruşturmalar yapıldı, düzmece davalar açıldı. Binlerce ,belki de on binlerce insanın mağduriyetleri hala devam ediyor, bugün nasıl olur da Milli Birlik ve Dayanışma Günü ilan edilir?
Bana göre 15 Temmuz bayram olarak kutlanacak gün değil , lanetle anılacak gündür. Bana göre 15 Temmuz Milli Birlik ve Dayanışma Günü değil ,tam tersine ayrışma, ayrıştırma günüdür. Ve bana göre 15 Temmuz 2016’nın gerçek sorumluları, işbirlikçileri , çanak tutucuları hep birlikte çok yakında hesap verecek duruma gelecektir. İşte o zaman acılarımız dinecek, öfkelerimiz yatışacaktır.
