Sanatçıların , hukukçuların adil yargılanma talebiyle ölüm orucuna başladıkları bir ülkede adaletten bahsetmek mümkün mü?

Özgürce türkü söyleyebilmek için ölüme yürüyen sanatçılardan sonra şimdi de adil yargılanabilmek için ölüme yürüyen avukatları görüyoruz, bu nasıl bir dünya? Sanatçılar türkü söylemek için, avukatlar adil yargılanmak için ölüm orucuna başlıyorlar…
Oysa televizyonlarda nutuklar atılıyor , demokrasiden , özgürlüklerden , hukuktan bahsediliyor , vesayet altındaki yargının özgürleştirildiği , bağımsızlaştırıldığı anlatılıyor.
O zaman cezaevlerinden yükselen çığlıklar neden? Neden insanlar ölüm orucuna başlıyor. Öyle bir anlık öfke patlaması, bir anlık irade kaybıyla yaşamına son verme falan değil, günlerce, aylarca belki de birkaç yıl sürecek ölüm yolculuğuna çıkıyor insanlar; yani düşünerek, sonuçlarını bilerek çıkılan bir yolculuk ölüm oruçları.
Peki, insanlar neden bunu yapıyorlar? Neden yaşamak ,mücadele etmek için değil de ölmek için uğraşıyorlar? Şan ,şöhret , para için mi, kahraman olmak için mi? Böyle düşünenler varsa iki gün aç kalsınlar görelim…
Yazık oluyor ülkemize, yazık oluyor insanlarımıza. Henüz Grup Yorum Üyeleri Helin Bölek ,İbrahim Gökçek’i kaybetmenin acısı dinmemişken şimdi de ” Adil yargılanma hakkı ” talebiyle 5 Şubat 2020’de başlattıkları açlık grevini 5 Nisan’da ölüm orucuna dönüştüren tutuklu avukatlar Aytaç Ünsal ve Ebru Timtik için endişe duymaya başladık.
İlgililer neden sessiz? Neden duyarsız? Talepler yargılanmama değil,adil yargılanma yönünde. Böyle bir talep görmezden gelinemez . Böyle bir talebe duyarsız kalınamaz. Bu tür taleplerle ölüme yürüyen insanların vebali büyük olur. Toplum bunları unutmaz.
Çok geçmeden tutuklu avukatlar Aytaç Ünsal ve Ebru Timtik’in sesine kulak verilmeli, talepleri dikkate alınmalıdır.
