Canımız yanmasın, canlarımız feda olmasın. Bu savaş bizim değil. Uğrunda ölecek bir şeyimiz yok Suriye’de. Suriye kararlı, olması da gerekiyor. Rusya kararlı, olması da gerekiyor. Suriye Arap Cumhuriyeti cihatçı teröristlere boyun eğmedi, eğmeyecek…
Biz ne yaptık? Suriye’deki cihatçı terör örgütlerini destekledik. Biz ne yaptık? Şeriatçı terör örgütlerine karşı yıllardır canı pahasına direnen Suriye Arap Cumhuriyeti ordusunu vurduk, nutuklar attık. Rusya ile Soçi anlaşmasına imza attık, şartlarına uymadık. Sonuç; sayısı bilinmeyen şehit…
Her şeye rağmen dedik ki; duralım, artık farkına varalım, bizim olmayan bu savaş için canımız yanmasın, Mehmetçiklerimiz şehit olmasın. Terör örgütlerinden elimizi çekelim, desteği bırakalım, ülkemizin güvenliği konusunu komşumuz Suriye ile görüşelim, muhatabımız Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad olsun. Çıkarlarımız ortak. Düşmanlarımız ortak.
Anlatamadık, dinletemedik. Sağa, sola saldırdı troller. Savaşa hayır diyen kim varsa, terörist, fetöcü vs ilan edildi. Basın açıklamaları, protestolar yasaklandı, milletvekili mecliste saldırıya uğradı. Sözde savcılar harekete geçti. Milletin vekili hakkında yasalara, anayasa aykırı olarak soruşturmalar başlatıldı, dokunulmazlığını kaldıracağız dendi.
Şimdi, ne oldu? Soçi anlaşmasının bir kopyasına imza attık. Suriye’nin siyasi birliği ve toprak bütünlüğünü korumayı taahhüt ederiz, sözünü yineledik. Suriye Arap Cumhuriyeti Ordusu’nun El-Nusra’dan temizlediği “M4 karayolunun kuzeyinde 6 km ve güneyinde 6 km derinliğinde bir güvenli koridor tesis edilmesini kabul ettik. Terörist örgütlere müsamaha göstermeyeceğiz, dedik.
Peki, askerlerimiz neden öldü? Çocuklar neden yetim kaldı? Eşlerin, annelerin neden yüreği yandı? Sonu belli bir maceraya neden sürüklendi bu ülke? Soçi anlaşmasına bağlı kalınsaydı, bunların hiçbiri olmayacaktı. Hesap vermesi gerekmiyor mu birisinin, birilerinin?
