İntiharlar ülkesi olduk

tarafından
568

Bir gün bir anne, başka bir gün bir baba, sonra genç bir kız, ardından üniversite öğrencisi en sonunda da toplu intiharlar… Evet, bir kuşak hatta birkaç kuşak böyle yetişiyor, bir dönem böyle kazınıyor hafızlara; açlık, çaresizlik intiharları…

Çağ atladığımız söyleniyor, duble yollar, köprüler falan yapılmış, yerli SİHA’lar üretiyormuşuz, yerli obüslerimiz varmış, saraylarımız varmış dillere destan…

İyi de intiharlar neden? Neden insanlar canına kıyıyor? Neden bir anne yavrusunu geride bırakarak ilmiği boynuna geçiriyor, bir baba kendisini yakıyor? Yarınlara olan umutlarıyla, capcanlı, dipdiri, heyecanlı, sevgi dolu olması gereken bir üniversite öğrencisi neden yaşamına son veriyor?

İlkleri yaşadık, yaşıyoruz hep… Dört kardeş siyanürle yaşamına son verdi. Kamyoncu esnafı kendisini kamyonuna astı. Emekli meclis önünde kendini yaktı. Birileri hala hikâye okuyor. Gelir düzeyimiz artmış, ekonomimiz gelişiyormuş vs.

Dün yine bir üniversite öğrencisi canına kıydı. “Geçim sıkıntısı çeken ve iş bulamayan İstanbul Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü 4. sınıf öğrencisi Hakan Taşdemir, yaşamına son verdi” haberleri düştü basına. Bir üniversite öğrencisi ve iş bulamama sorunu yan yana… Önceki gün bir kamyoncu, kamyonuna astı kendisini. Çalışan ve geçim sıkıntısı yan yana…  Bu nasıl dünya? Çalışanını doyuramayan, öğrencisini okutamayan devlet, 18 yıldır iktidarda olan hükümet hala pişkin pişkin konuşuyor. Türkiye eski Türkiye değilmiş…

Doğru haklılar. Eski Türkiye böyle değildi. Daha önce meclis önünde kendini yakanı duymadık. Kamyonuna kendini asanı da…   Çocuk tacizlerinin ardından bir defadan bir şey olmaz diyen bakan yoktu. İş kazalarının( cinayetlerinin )ardından güzel öldüler diyen de olmadı hiçbir zaman. Şehit ailelerine “ Senin çocuğun da başka meslek seçseydi” gibi bir söz işitmedi kulaklarımız. Elde Kur’an meydanlarda nutuk atılmadı, siyasetçiler Şehit tabutuna yaslanarak propaganda yapmadı.  Anamız ağladı diyen çiftçiye “ Ananı da al git” , çocuğuna iş isteyen anneye “ Senin çocuğun da işsiz olsun” diyen olmadı.

Her geçen gün gömülürken Ortadoğu bataklığına, cennet bahçeleri vaat edilmedi Mehmetçiklerimize. Sözde terör bitecek, analar ağlamayacaktı. Hala sözler veriliyor, hala vaatler sıralanıyor. Peki, inanan kaldı mı? Vardır elbet gözleri görmeyen, kulakları duymayan birileri; ama çoğu insan inanmıyor artık. Nereden mi biliyorum? Anketler ortada…