Her ölüm üzücüdür. İntiharlar ise kahredicidir. Geride kalanlar her zaman vicdan azabı çeker, hiçbir sorumluluğu olmasa bile. Bir insanın canına kıyması diğer insanları üzmüyorsa, kahretmiyorsa, nedenlerini sorgulamıyorsa o insanın insanlığını sorgulaması gerekir.
2020’nin ilk günlerinde bir acı olay daha yaşandı. Henüz dört kardeşin siyanürle intiharını, çocuklarını, eşini öldürdükten sonra kendisini öldüren babayı, çocuğuna süt alamadığı için boynuna ilmiği geçiren anneyi, eşinin pazara gidelim demesinden sonra tüfekle kendisini vuran eşi, aynı mahalleden iki gencin, aynı gün işsizlik nedeniyle hayatına son vermesini, maaşına haciz gelen emeklinin kendisini yakmasını, unutmamış, unutamamışken bir genç daha canına kıydı…
İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü 3. sınıf öğrencisi Sibel Ünli; pırıl prıl hayat dolu bir genç. Ailesi kayıp ilanı vermiş onu arıyordu. Arkadaşları, dostları herkes merak içindeydi. 4 Aralık günü öğle saatlerinde Samatya Sahili’nde, kayalıkların üzerinde bir çanta gören vatandaşların, durumu polise bildirmesiyle bulundu Sibel Ünli. Denizde cansız bedeniyle dalgaların arasında salınıyordu. İntihar etmişti.
Öyle gençlik acısı aşk, tutku falan değildi neden. Basbayağı açlık. Evet, tıpkı siyanürle intihar eden dört kardeş gibi o da açlık nedeniyle intihar etti. Hani Allah herkesin rızkını verirdi, hani kimse açlıktan ölmezdi? Bakın nasılda ölüyor insanlarımız? Bir gün baba, başka bir gün anne, sonra kardeşler ve tüm aile ölebiliyor açlık nedeniyle, canlarına kıyıyor insanlar bir bir.
Ve birileri hala utanmadan nutuklar atıyor. Yok, enflasyon düşmüş, yok düzlüğe çıkmışız, yok ailelerin gelirleri artmış… Bu utanç sizin beyler! 17 yıldır iktidardasınız, 17 yıldır hikâye dinliyoruz. Yollarmış, köprülermiş, bilmem neymiş? Bir üniversite öğrencisine sahip çıkamıyorsunuz! Karnını doyuramıyorsunuz!
Sibel Ünli, yılbaşında tek dileğinin iş bulmak olduğunu paylaşıyor sosyal medyadan ve ardından “Bir liraya karnımı doyurabilir miyim enter, yemekhane kartımda para kalmamış sadece bir liram var, bir lira kırk kuruşmuş” diyor.
Nerede devlet? Nerede üniversite yönetimi? Nerede troller? İnsanların sosyal medya hesaplarını satır satır izleyip, yıllar öncesindeki bir paylaşımdan ötürü ihbar eden troller; okuldan uzaklaştırma cezası veren üniversite yönetimi, yargılayan, hapis cezasına çartıran devlet? Nasıl oluyor da bu çığlığı duymuyorsunuz?
Hala Kanal İstanbul yapılacak diyor musunuz; İstanbul Üniversitesinde bir üniversiteli açlıktan canına kıyarken? Hala Kanal İstanbul diyor musunuz üniversite öğrencileri açız diye feryat ederken? Üniversite gençliğine sahip çıkmak, sorunlarını çözmek için daha kaç Selin’in canına kıyması lazım?
Yeter bu utanç size! Yeter artık! Bırakın hayal tüccarlığını da ülkenin gerçek sorunlarına dönün. İnsanlar aç, işsiz, sahipsiz! Sizlerse Suriye’de, Libya’da macera arıyorsunuz. Şehit üstüne Şehit acısı yaşatıyorsunuz insanlara. Yazıktır, günahtır! Bunun hesabını, bu halk sorar! Sanmayın böyle geldi, böyle gidecek. Sanmayın o makamlarda sonsuza kadar kalacaksınız. Sanmayın yaptığınız ya da yapmadığınız yanınıza kalacak…

