Ya fetöcüdür ya PKK’lı…

tarafından
485

Ya fetöcüdür ya PKK’lı…

Başka hiçbir şekilde açıklanamaz. Ülkemizi 2020’li yıllara mutlu, refah taşıyacak Kanal İstanbul projesini, numuneleri İtalya’dan gelen yerli üretim otomobillerimizi ve dahi ABD’ye kafa tuttuğumuz, Rusya’ya ayar çektiğimiz, Suriye’de ve Ortadoğu’da, Ege’de hatta Doğu Akdeniz’de tek otorite olduğumuz gerçeğini gölgelemeye dönük çabalardan başka bir şey değildir…

Ekonomimiz hızla düze çıkarken, toplumsal refah düzeyimiz artarken, eğitim sorunlarımız minimum düzeye inmiş, işsizlik sorunu sıfır noktasına ulaşmış, çalışan genç nüfus oranı tarihin en yüksek düzeyine ulaşmışken bizi kıskananların oyunudur o…

Tarımda, sanayide gelişme hızımızın takipte zorlanıldığı dönemlere girdiğimiz, ihracata mal yetiştiremediğimiz, sanayicimizin yüzünün güldüğü, çiftçimizin mutluluktan halay çektiği günlerimizi yaşadığımız bir dönemde sergilenmeye çalışılan kötü bir oyundur o…

Gençlerimiz Avrupa’nın hatta dünyanın en kaliteli eğitim veren üniversiteleri arasında gösterilen üniversitelerimizde ” Parasız eğitim “ gördüğü, emeklilerimizin tatil yapmak için uluslararası tatil beldeleri beğenmediği, yaşlılarımızın, yaşadıkları yerlerin penceresinden bakarken onurlu, gururlu bir şekilde “ İşte benim ülkem” dediği bir ülkede yazılmaya çalışılan kötü bir senaryodur o…

Çabuk, hızlı bir şekilde bu oyunu bozun. Bu kişinin ve arkasındaki güçlerin kötü emellerini ortaya koyun ve hesap sorun. Gerçi her şey belli, her şey ortada…

Bir devlet hastanesinin polikliniğinin kapısına,  “Malzeme eksikliği, personel yetersizliği, bozuk olan cerrahi aletlerden dolayı bütün ameliyatlarım iptal olmuştur” yazısını asan doktor başka ne olabilir ki? Ya fetöcüdür, ya PKK’lıdır. Yaptığı eylem devleti küçük düşürmeye, halkın güvenini yok etmeye çalışmak değil de; Hipokrat yemini etmiş vicdan sahibi bir doktorun, çaresizliğinin isyanı olacak değil ya…

Şaka bir yana da Tekirdağ’da, Çerkezköy Devlet Hastanesinde poliklinik kapısına böyle bir yazı asan doktor ya gerçekleri dile getiren bir kahramandır ya da iftiralar atan bir haindir. Bu konu derhal ortaya çıkarılmalıdır. Gerçi başhekim konuyu açığa kavuşturmaktan ziyade doktoru cezalandırma girişimi başlatıldığını açıklamış. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olan çalışanların bu şekilde davranmasının doğru olmadığını, böyle bir yazı asarak hem kurumu, hem devleti zor durumda bıraktığını ve konu ile ilgili idari soruşturma başlatılacağını ifade etmiş.  Yani “”Malzeme eksikliği, personel yetersizliği, bozuk olan cerrahi aletlerden dolayı bütün ameliyatlarım iptal olmuştur” iddiası ile ilgili bir araştırma, inceleme yok…

TTB ( Türk Tabipler Birliği) konunun peşini bırakmamalı, vicdan sahibi, mesleki sorumluluk taşıyan doktoruna sahip çıkmalıdır. Türkiye genelinde Tabip Odalarına çağrıda bulunarak hastanelerde, polikliniklerde yaşanan sorunları kamuoyuna bir kez daha yüksek sesle duyurmalıdır. Haydi, insani vicdan, taşıdığı mesleki sorumlulukla isyan noktasına gelen bir meslektaşınıza sahip çıkmanın günüdür.