Kim ne derse desin Erdoğan seçim hazırlığında

tarafından
579

17 yıllık iktidarları döneminde uygulanan yanlış politikalar AKP’yi yolun sonuna getirdi.  Artık söylenebilecek sözleri,vaat edilebilecekleri bir şey kalmadı. Kuruluş amaçlarından uzaklaştıklarını, kuruluş hedeflerinden saptıklarını bugün AKP’yi birlikte kurdukları insanlar bile söylüyor.

Aslında AKP’deki düşüş; yani seçmen kitlesinin AKP’den uzaklaşmaya başlaması anayasa referandumu ile başladı, cumhurbaşkanlığı seçiminde netleşti, yerel seçimlerde ise belirgin bir şekilde ortaya çıktı, AKP kan kaybediyor.

AKP’nin kurucuları arasında yer alan bazı isimlerin bu durumu erken fark ederek AKP’den ayrılmalarından sonra gerek kamuoyu desteğinin kısmen sürmesi, gerekse bulundukları makamları terk etmek istememeleri nedeniyle AKP saflarında siyaset yapmayı sürdüren birçok ünlü isim bugün AKP’den hızla uzaklaşıyor. Üstelikte AKP’yi, Recep Tayyip Erdoğan’ı ve cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini en sert şekilde eleştiriyorlar.  

Recep Tayyip Erdoğan bütün bu gelişmelerin farkında, birlikte yola çıktıkları yol arkadaşlarının neredeyse tamamına yakını bugün karşısında yer alıyor ve partileşme sürecinde; yani artık karşısında sadece muhalefet partileri yok.

CHP Kürt seçmenlerle barışmış durumda. İYİ Parti dik ve demokratik duruşunu sürdürüyor. Böyle bir ortamda hükümeti sürdürme şansı olmadığını; ya da düşe kalka sürdürse bile ilk seçimde hezimetle siyaset sahnesinden silineceğini biliyor.

PKK’yı HDP ile HDP’yi CHP ile özdeşleştirmeye çalışması bundan. İlk hedefi HDP ile CHP’yi birbirinden, Kürt seçmenleri de CHP’den uzaklaştırmak. Bunu yapmaya çalışırken de koz olarak PKK’yı kullanıyor.

HDP’li belediyelere kayyım atayarak, HDP’yi sokak eylemlerine zorlamasının bir nedeni de bu. Oluşabilecek karışıklıklarda PKK, HDP, CHP’yi aynı potada eriterek kaybettiği seçmen kitlesini yeniden kazanmanın peşinde. Sınır ötesi operasyonlar da aynı amaca dönük, milli duygular üzerinde oy devşirme çabası, başka bir şey değil.

Bir yandan bunların hesabını yaparken diğer yandan AKP’den ayrılan Abdullah Gül, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu gibi isimlerin partileşme sürecini geciktirmenin peşinde. PKK, HDP, CHP bir ve birlikte hareket ediyorlar algısını yaratmayı başardığı anda partileşme sürecinde olan ekibin de zorunlu olarak kendi yanında hareket edeceğini düşünüyor. Böyle bir atmosfer yakaladığı an da erken seçimi gündeme alacak.

Eline geçen her fırsatta HDP’ye, CHP’ye, İYİ partiye ve partileşme sürecinde olan ekibe saldırmasının tek nedeni bu.

Muhalefet partileri bunun farkında olmalı ve her an erken seçim kararı alınacakmış gibi hazırlık yapmalıdır.