Bir zırhlı polis aracı yavaşça yol alıyor caddelerde. Ardında boğazından bağlanmış bir ceset sürükleniyor yerde. Ve bir parti genel başkanı; bu görüntüleri unutmayın, biz unutmayacağız diye bir paylaşımda bulunuyor sosyal paylaşım ağlarında. Bir yanda alkışlar, bir yanda intizarlar yükseliyor ülkenin dört bir yanından. Görüntüler zihinlere kazınıyor, sözler hafızalara yerleşiyor…
Birileri diyor ki; bu bir insanlık suçudur, diğerleri diyor ki; uykuda alınlarından vurulan polisler ne olacak? Birileri diyor ki; bunu yapanlar insan olamaz, diğerleri diyor ki; pusularda parçalanmış polis bedenleri ne oldu? Birileri diyor ki; yaralıymış sonradan infaz edilmiş, diğerleri diyor ki; mayın tuzağından sonra yaralı askerlerimizi, polislerimizi acil servislere taşıdılar da haberimiz mi olmadı ? Birileri diyor ki; yargısız infazlar yapılıyor, diğerleri diyor ki; pusularda yargı kararlarını mı yerine getiriyorlar?
Yanlış! Yayınlanan görüntüler de yapılanlar ne kadar yanlışsa, o görüntüleri yayınlamak da o kadar yanlış! O görüntülerin altına o yorumu yazmak da yanlış! Ne yazık ki; yapılan şeyler ile söylemler örtüşmüyor. Bir yandan barış derken, diğer yandan toplumsal öfke körükleniyor, kin ve nefret tohumları ekiliyor.
Peki, ya yarın bir başka parti lideri mayınlı pusuda paramparça olmuş asker, polis bedenlerinin görüntülerini yayınlar, altına da “bu görüntüleri unutmayın, biz unutmayacağız ” yazarsa ne olacak? Üzerinde doktor kıyafeti, boynunda stetoskobu delik deşik bir insan bedeni yayınlar, altına da “unutmayın, biz unutmayacağız” yazarsa, ya da ellerinde kitaplar gencecik bir öğretmenin yanmış bedenini yayınlar altına da” unutmayın, biz unutmayacağız” yazarsa ne olacak?
Bu ülkede barış ve huzur bir tek yolla sağlanır. Hukuksuzluğun tamamına karşı çıkılırsa, adaletsizliğin her türünün karşısında durulursa, her tür şiddet reddedilirse, demokrasi ve insan haklarının herkes için var olduğu kabullenilirse; başka türlü huzur bulamaz bu ülke…
Yakıp yıkılırken, yol kesip hendek kazılırken, başkalarının yaşam hakkı gasp edilirken demokrasi talebinden bahsedilemez. Bombalarla, mayınlarla pusu kurulurken, görevi insanı yaşatmak olan doktor vurulurken, yangına giden itfaiye aracı yakılıp, itfaiyeciler kurşunlanırken yaşam hakkı savunmaktan bahsedilemez.
Vicdan ,vicdan diye seslenirken ; vicdanların sesine kulak vermeden , en önemlisi vicdanının sesini dinlemeden barış olmaz, huzur da !
