Kısır Siyaset

tarafından
277

Kısır politikalar üzerinden, etkin ve verimli siyaset üretebilmenin mümkün olmadığını görebilmek, anlayabilmek için siyaset bilimleri uzmanı olmak gerekmiyor. Bunun için sadece seçim meydanlarında yapılan konuşmaları izlemek yeterlidir. Bir siyasi parti lideri, seçim meydanlarında ülkenin gerçek sorunlarından uzak, toplumsal değeri olmayan haber ya da konular üzerinde duruyorsa bunun adı; kısır propagandadır.

Kısır propagandalarla, miting alanlarında coşkuyu yakalayabilir, kitleleri etkileyebilirsiniz.(Tayyip Erdoğan’ının Zonguldak faciasında olduğu gibi) Ancak miting bitip de evinde ailesi ile ya da tek başına kalan insan mitingde neyi alkışladığını, neye bravo dediğini sorgulamaya başlar. Ve asıl olan o dur. Yani bireylerin karar verme süreci üzerinde etkili olan dönem kendisi ile ailesi ile baş başa kaldığı dönemdir. Miting alanında toplumsal sorunların çözümü konusunda kitlelere güven verilebiliyorsa, bireylerin temel yaşamsal sorunlarına çözüm üretileceği konusunda inandırıcı olunabiliyorsa, o zaman kısır politikalardan uzaklaşarak etkin ve verimli siyasetin önünün açılması mümkün olur. Dolayısıyla başarı kendiliğinden gelir.

Bu tespitten sonra İktidar partisi AKP’nin seçim meydanlarındaki söylemlerine kısaca bakalım. Başbakan Tayyip Erdoğan partisinin seçim bildirgesini açıkladığının ertesi günü, ana muhalefet ve muhalefet partilerinin milletvekili adaylarını hedef seçerek, hukuk dışı ifadeler ile suçlamalarda bulunması kısır propagandanın tipik bir örneğidir. Çünkü adayların hukuki niteliklerini değerlendirmek başbakanın haddi değildir. Kimin aday olup, olamayacağını yasalar belirler. Nitekim de öyle oldu… Sonra ki süreçte; MHP’li milletvekilleri ile ilgili ortaya çıkan ses ve video kayıtlarını seçim meydanlarında siyasi malzeme haline getirmeye çalıştı. Yine yanlış yaptı, çünkü kimse kimsenin özel hayatına karışma hakkına sahip değildir. Bir başbakan, birilerinin özel hayatını siyasi malzeme yapamaz. Böyle bir şey siyasi ahlaka sığmadığı gibi, devlet adamlığı ciddiyetine de yakışmaz. Çünkü adı üzerinde; özel hayat…

Toplumsal sorunlar; kişilerin yatak odalarını sorgulamak, izlemek ile aşılamaz. Kimin, kim ile düşüp kalktığının, Ahmet Efendinin sofrasındaki ekmekle bir ilgisi yoktur. Dolayısıyla bu konularda tartışma üretmeye çalışmak da kısır politikanın ürünüdür. Ne yazık ki başbakan aynı yöntemleri izlemeye devam ediyor. Şimdi de doğruları, yanlışları ile yaşayan tarih olan Süleyman Demirel’i hedef seçerek siyasi malzeme konusu yapmaya çalışıyor. Yani; yine kısır ve anlamsız politikalar izliyor. Süleyman Demirel siyaset sahnesinde olmadığı gibi siyasi hedefleri de olmayan ( en üst noktaya ulaşmış) bir insan. Dolayısı ile onun yaptıklarını ya da yapmadıklarını sorgulamak, tartışmak bugün seçime giden ülkeye hiçbir şey kazandırmaz, sadece zaman kaybettirir. Kısır bir döngü içerisinde tartışılır, durulur. Doğruydu, yanlıştı. Gerekliydi, gereksizdi vs. Oysa asıl konu bugün ve gelecek olmalıdır. Bugün yapılması gereken nedir? Toplumsal sorunlar nasıl aşılacak? Bireylerin temel hak ve özgürlükleri ne olacak? İnsanların yaşamsal sorunları, hangi somut projeler ile çözülmeye çalışılacak? Bu sorulara cevap aranmalı, bu konular tartışılmalıdır.
Bence AKP ve Başbakan Tayyip Erdoğan; ülkenin içinde bulunduğu sorunların sorumlusu olmakla birlikte, sorunların çözümü konusunda hiçbir şey üretememenin ezikliği altında, kısır siyasetin esiri olmuştur. Statik politikalar ile başarı sağlayamayacağının farkında olduğu için, toplumu gerçek sorunlardan uzaklaştırmaya çalışmaktadır. Miting meydanlarına özel araçlarla insanları doldurabilirsiniz. İnsanlar topluluk psikolojisi ile ne söylediğinizi, ne anlattığını bilmede sizi alkışlayabilirler. Çok yaşa, bravo diyebilirler; ama unutmayın ki o insanlar yalnız kaldıklarına sizi sorgulayacaktır. Yaşadıkları sorunların çözümü ile ilgili sunduğunuz projeleri değerlendirecektir. AKP’nin şu ana kadar izlediği yöntemler ile etkin ve verimli siyaset üretemeyeceği konusundaki genel düşünüş hızla artmaktadır. Burada asıl sorun; ana muhalefet ve muhalefet partilerinin bu boşluğu doldurup ,dolduramayacağıdır. Yani; örgütlü bir çalışma ile somut projelerini halka anlatıp,anlatamayacağıdır. Bu konuda CHP bir kaç adım önde görülüyor. Kılıçdaroğlu rüzgarı ile birlikte önemli bir hamle yaptı. Kamuoyunun önüne somut projeler ile çıkması CHP’nin  inandırıcılığını arttırdı.  Özellikle ; aile sigortası, mayınlı arazilerin temizlenerek topraksız köylüye verilmesi, emeklilerin intibak yasası, askerlik sürelerinin kısaltılması gibi can alıcı konular CHP’nin gücünü arttırdı.  MHP ise parti içerinde yapılan bireysel hataların kurbanı olmaz ise ki; ben inanmıyorum Başbakan Tayyip Erdoğan’ın işi gerçekten çok zor. Sahip olduğu devlet gücünü sonuna kadar kullanmasına, yandaş basının tam desteğini almasına rağmen, somut projeler üretemediği için, etkin ve verimli siyaset üretebilmesi de mümkün olmayacaktır. Dolayısıyla yandaş basının ve kalemşorlerinin yazdığı gibi yanlı anketlerde açıklandığı gibi bir seçim sonucuna da ulaşamayacaktır. Bunu hep birlikte göreceğiz.

Ulus Gazetesi 23.5.2011