Sehven Şifre…

tarafından
254

Sonunda bu da oldu; sehven şifre oluşmuş  (!) Yetkililerin konu ile ilgili son kararları bumu bilemem ama son açıklamaları bu…  27 Mart 2011 tarihinde ÖSYM tarafından yapılan, YGS sınavları soru kitapçıklarının cevap anahtarlarında; ÖSYM Başkanı Ali Demir’in itirafına göre  “sehven, şifreleme” oluşmuş…

Böyle bir şeye inanmak mümkün mü? Kimi kandırıyorsunuz siz!  Önce yok, sonra olabilir en sonunda olmuştur ama sehven olmuştur diyorsunuz… Ve insanların söylediklerinize inanmasını bekliyorsunuz. Siz bu toplumu, bu kadar aptal mı sanıyorsunuz? Aslında sizler de biliyorsunuz, söylediklerinizin inanılacak tarafı yok. Ancak yapacak bir şeyiniz de yok… Her şey apaçık ortada… Durumu kurtarabilmek için; sehven şifreleme olmuştur ancak bu şifrelemelerden kimse faydalanmamıştır,  diyorsunuz (!)  Nereden bilelim, nasıl inanalım sözlerinize… Belki sehven oluşturulan şifreler, sehven de birilerine ulaştırılmıştır.  Bu mümkün mü? Evet mümkün… Bu kaçıncı sehven? Kaçıncı sınav skandalı? Nedense “sehven”ler hiç bitmiyor…

Aslında biliyor musunuz, en büyük “sehven” sizlersiniz. Sizler; o koltuklarda oturduğunuz için, her tür yolsuzluk iddiasına kefil olma hakkınız olmadığını bilmelisiniz… İddiaların muhataplarına sahip çıkmayı, kendinize görev addetmeyi bırakın artık… Bırakın da yasal soruşturmalar gerektiği şekilde yapılsın varsa kasıt, suç ya da ihmal ortaya çıksın. Sizler bunu yapmadığınız sürece ortaya çıkan şaibelerin, koruyucusu olduğunuz görüntüsünü oluşturmaktan kurtulamazsınız.  Kamuoyunda oluşan tüm uyarı ve tepkilere rağmen, baştan beri reddettiğiniz “sistematik şifrelemenin” bu gün ÖSYM Başkanı Ali Demir tarafından itiraf edilmiş olması, kurumun ve sizlerin güvenirliliğini yok etmiştir. Bu konuda yaptığınız açıklamaların yanlışlığından dolayı kamuoyundan özür dilemelisiniz. Ve bir kurul oluşturarak bu işin aslını ortaya çıkarmalısınız. Sayenizde milyonlarca gencin geleceği ile ilgili yapılan bir sınavın güvenirliliği yok olmuştur. Burada yapılan bir haksızlık varsa ki; öyle görünüyor bunun vebali, günahı, sorumluluğu başta Başbakan Tayyip Erdoğan olmak üzere” bizler tatmin olduk, şifreleme yok” diyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’ya aittir.

Her şeyden önce bu toplumun merak ettiği bir şey var; gazetecilerine, bilim adamlarına, komutanlarına sahip çıkmayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, şaibelerin hedefi olan insanlara neden sahip çıkıyor? Her fırsatta bağımsız yargıdan bahseden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün soruşturmaların açılmasını engelleyecek ya da seyrini değiştirecek açıklamalar yapmasının altında yatan nedenler nedir?  Korunmaya çalışılan kişi ya da kurumlar mı var? Bu sorulara cevap alamayan toplum vicdanın  rahat olması mümkün değildir. Vicdanları rahat olmayan bir toplumun, vicdanlarını rahatsız eden kişi ve kurumlardan hesap soracağı unutulmamalıdır…

 Ulus Gazetesi 18.4.2011