Bayramın ardından…

tarafından
262
Bayramın ardından…

564Uzun bir tatil sonrasında, acılarla dolu bir bayramı geride bıraktık.  Kurban kesimi sırasında yaşanan can kayıpları, yaralanmalar; tatile çıkış ve dönüş yolunda kaybedilen hayatlar; teröre verdiğimiz Şehitler; büyük sanatçı, onurlu insan Tarık Akan’ı kaybedişimiz bu bayramın bayram havasından çok, matem havasında yaşanmasına neden oldu.

Evet, çok zor bir bayram yaşadık. Bayram mutluluğundan çok acı, bayram heyecanından çok üzüntü yaşadık. Bu kez bayram tatilinin uzun olması sevindirici değil, ıstırap verici hale dönüşmüştü; nihayet tatil bitti ve iş başı yaptık.

Böylesine acı bir bayram sonrasında ilk resmi iş gününün “ Gaziler Günü’ne “denk gelmesi biraz olsun üzerimizdeki kara bulutları dağıtır, biraz olsun mazimize bakar onur duyar, şehitlerimizi, gazilerimizi gururla anarız diye düşünmüştük.

Öyle ,bugün öyle sıradan bir gün değil; 22 gün 22 gece süren kanlı savaşlar sonrasında, destansı zaferler arasında yerini almış Sakarya Meydan Muharebesi ve ona komutanlık yapan askeri deha Mustafa Kemal Atatürk’ün  “Hattı müdafaa yoktur. Sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır”  emriyle ülkenin kaderini belirlediği zafer günüdür.

Öyle ya, 1683’teki II. Viyana kuşatmasından beri Avrupalı devletler karşısında süregelen geri çekilme bu zaferle sona ermiştir.

Öyle ya, Türk ordusu adına Ulusal Kurtuluş savaşındaki son savunma savaşı olmuş; ordularımız artık taarruza geçmeye başlamıştır.

Öyle ya,  Azerbaycan Gürcistan ve Ermenistan devletleriyle 13 Ekim 1921’de imzalanan Kars antlaşması ile Kafkas sınırımız kesinlik kazanmıştır.

Öyle ya, İtilaf devletleri arasında beliren görüş ayrılıkları sonrasında Fransa ile 20 Ekim 1921’de Ankara antlaşması imzalanmıştır.

Öyle ya, İngiltere ile 22 Ekim 1921’de  “Esir Değişimi Antlaşması” imzalanarak daha önce Malta’ya sürgün edilmiş Türk esirlerinin Anavatan’a dönmeleri sağlanmıştır.

Öyle ya, 2 Ocak 1922’de Ukrayna ile “Dostluk” antlaşması imzalanmıştır.

Öyle ya, Yunan Ordusunun Ankara’yı işgal etme hayalleri sona ermiştir.

Öyle ya, ne çok nedenimiz var onur duymak için, ne çok nedenimiz var gurur duymak için.

Öyle ya ne çok nedenimiz var bu onuru, gururu ve mutluluğu bizlere yaşatan şehitlerimize, gazilerimize Büyük Komutan, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’e şükranlarımızı sunmak için. O dünyanın önünde saygıyla eğildiği Mustafa Kemal Atatürk’e Gazilik ve Mareşallik unvanı verildiği günü kutlamak için ne çok nedenimiz var?

Bugünü başka günlerle karıştırmaya çalışanlar, bugünü sıradanlaştırmaya çalışanlar, dilinin ucuyla Mustafa Kemal diyenler, tarih önünde hesap verecekler.  Tarihi değiştirmeye çalışanlar her zaman kaybetmiştir, yine kaybedecektir. Tarih değişmez! Hiçbir şey; ama hiçbir şey Ulusal Kurtuluş savaşında kazanılan destansı zaferleri unutturamayacak, hiçbir güç kurulan laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yıkamayacak ve kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk sevgisini kalplerden silemeyecektir. Başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyor; Allah sizlerden razı olsun diyorum.