15 Temmuz’dan itibaren yurdun değişik yerlerinde, değişik yaş gruplarından insanların meydanlarda toplanmasını “milli iradenin demokrasiye sahip çıkması” olarak değerlendirmek milli iradeye de, demokrasiyi de ihanet olur.
Meydanlarda toplanan insanlar gerçekte nelerin olduğunu bilmeden, olanların sorumlularının kim olduğundan habersiz, sadece merak ettiği için sokağa çıkmış, sonrasında bangır bangır bağıran medyanın etkisi, devlet organlarının desteğiyle sokakta kalmayı sürdürmüştür.
Gerçekte ne olduğunu, kimlerin ne yaptığını bilmeden hamaset söylemleriyle sokakta tutulmaya çalışılan halkın milli iradeyi temsil ettiği algısını yaratmaya çalışanların, aslında ülke olarak atlatılan büyük tehlikenin sorumluluğundan kurtulmaya çalıştıklarının farkında olan, düşünüldüğünden çok daha büyük bir kitle vardır.
Sessiz çoğunluk olarak tabir edilen bu kitleler, demokrasiye sahip çıkmak adına atılan tüm antidemokratik adımların farkındadır. Ülkeyi geldiği noktaya, kimlerin getirdiğini bilmektedir. Bugün gelişmeleri sesiz ve sakin izliyorsa sağduyu sahibi olduğundandır. Bu kitle bol köfteli, sucuk ekmekli yerine göre ayran, yerine göre şalgam ikram edilen mitinglerde toplanan kalabalıklardan çok daha duyarlı, çok daha öfkelidir. Gerek AKP hükumeti gerekse cumhurbaşkanı bunu bilmeli adımlarını ona göre atmalıdır. Muhalefet partileri de artık aklını başına almalı, demokratik kitle örgütleri sessizliğini bozmalıdır.

