Darbelerle mücadele böyle olmaz, demokrasi böyle gelişmez!
Durup düşünmenin zamanı geldi de geçiyor. 15 Temmuzda yaşanan başarısız darbe girişimi sonrası sözde demokrasi adına atılacak adımlar, antidemokratik yöntemlerle atılıyor. Nasıl yapıldığı bilinmeyen soruşturmalarla on binlerce insan gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, binlercesi işlerinden el çektiriliyor, mal varlıklarına el konuluyor. Bu kadar kısa sürede, bu kadar önemli kararlar alınabilecek soruşturmaların sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi mümkün değil. Belli ki devletin ve hükumetin soruşturma yapılan çevrelerle yakın ilişkisi var. Kimlerin hangi kurumda yer aldığını, hangi mevkide görev yaptığını, kazancını ve kazancının kaynaklarını biliyor.
Yapılan soruşturmalar, alınan kararlar eğer gerçekten adı geçen örgüte yönelikse fazlaca sorun olmaz.( Ki o da tartışılır, herkesin yasal hakları vardır ve korunmalıdır) Ya değilse? Ya hükümet halkın güvenini kötüye kullanıyorsa? Yaşanan olağanüstü durumu siyasi hedefleri için fırsat olarak görüyor ve kullanıyorsa? O zaman ne olacak? Olağanüstü hal kararıyla birlikte sahip olduğu sınırsız ve denetimsiz yetkiyi kendi siyasal hedefleri için kullanmayacağının garantisi ne? Darbelere karşıyız derken, ellerimizde Türk bayraklarıyla demokrasi nöbeti tutarken hükumete neredeyse darbecilere yakın yetki verildiğinin farkında mıyız?
Demokrasi mücadelesi böyle olmaz, demokratikleşme bu şekilde sağlanmaz. 14 yıldır iktidarda olan bir AKP hükumeti var. Ülkeyi demokrasi adına getirdiği nokta ortada… Bugün asker dipçiğiyle yönetilen bir ülke değilsek; bu AKP hükumetinin, Recep Tayyip Erdoğan’ın başarısı değil, demokrasiye inan yürekli komutanların başarısıdır. Canları pahasına direndiler ve darbe heveslilerini ezdiler.
Gelinen noktada özeleştiri yapması ve hesap vermesi gereken bir hükumet varken; olağanüstü hal ilanıyla birlikte sahip olduğu sınırsız ve denetimsiz yetki ile görevine devam etmesi yanlışların en büyüğüdür. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın devlet, yargı, TSK yeniden yapılandırılacak sözü ise kendisi açısından neyin öncelikli olduğunu açıkça ortaya koyması bakımından önemlidir.
Ana muhalefet ve muhalefet partileri artık gelişmelere müdahil olmalı; demokratik kitle örgütleri atılan her adımı dikkatle izlemeli gerekirse tepki geliştirmelidir. Demokrasi bir kişinin ya da bir partinin inisiyatifine bırakılamayacağı herkes tarafından bilinmelidir.
