Yaşadıklarımız adeta yaşanacak büyük depremin öncü sarsıntıları gibi; kapılar gıcırdıyor, pencereler çatırdıyor, eşyalar devriliyor. Anlayın artık büyük deprem geliyor… Kolonlardan sesler gelmeye başladı, duvarlarda çatlaklar oluştu, temel sarsılıyor artık!
Vakit varken durun ve düşünün. Yasa ve anayasa tanımazlık toplumu nereye götürür? İnsanların konuşma hakları ellerinden alınırsa ne olur? Yazmak suç olur, yazar suçlu olursa sonu nereye varır bu işin? Konuşanı gazlatıp, ıslatıp, coplatmakla; yazanı kolundan tutup içeri atmakla ne zaman, hangi sorun çözüldü? Gençleri düşman, anne babaları sorumlu, toplumu suçlu ilan ederseniz elinize ne geçer? Bir siz mi biliyorsunuz her şeyi? Bir siz mi haklısınız? Doğruları bir tek sizler mi biliyorsunuz? Neden gözleriniz kapalı, neden kulaklarınız sağır?
Bakın liseliler karşı çıkıyor size ve uygulamalarınıza. Bakın üniversiteler isyanda. Devlet memuru ha patladı, ha patlayacak. Yargıçlar, savcılar uyarıyor sizi; hukukun üstün, yargının bağımsız olmadığı bir ülkede toplumsal barış, toplumsal huzur sağlanmaz, sağlanamaz diyorlar, koca koca puntolarla gazetelere ilanlar veriyorlar.
Daha ne olsun istiyorsunuz; aklınızı başınıza almak için? Ülke kan deryasına mı dönmeli? Sokakta insanlar birbirlerini mi öldürmeli? Yetmiyor mu dökülen kan, yetmiyor mu yitirilen can? Anlayın artık! Bu toplum size ve hayallerinize geçit vermedi, vermeyecek! Sistemi zorladıkça gerilim artıyor, artacak; belki de misliyle kan akacak!
Aklınızı başınıza almanın zamanı çoktan geldi de geçiyor. Durup, düşünmek toplumun sinir uçlarıyla oynamaktan vazgeçmek zorundasınız. Dünya ulusal kurtuluş savaşlarına örnek olmuş bir ülkenin kurucu felsefesiyle oynamak, kurucu iradesini yok saymak, kurucu ilkelerini tahrip etmek ve kurucu liderini itibarsızlaştırma çabasına girmek aptallığından vazgeçmek zorundasınız!
Bu toplum ordusuz, silahsız, aç ve sefil durumda, üstelikte işbirlikçi hainlerle birlikte işgalci emperyalist güçlere haddini bildirmiş bir toplumdur. Sakın ola ki hafife almayın! Şimdiye kadar ne oldu da, şimdiden sonra ne olacak demeyin. Bir gün tatlı uykunuzdayken sokaklar insan seliyle kaplanabilir. Bir gün hafife alma gafletine düştüğünüz eller yakanıza yapışabilir!
” Laiklik yeni anayasa da olmamalıdır, Atatürk ilkeleri yeni anayasada yer almayacaktır” demek, ne demek? Ağzınızdan çıkanı kulağınız duyuyor mu? Onuncu Yıl marşını okulda yasaklatan milli eğitim müdürünü protesto edenleri gazlamak, ıslatmak, coplatmak yakışıyor mu? Kendinize gelin! Kendinize gelin; bu halk bir daha sokaklara inerse, hiç bir güç yeniden evlerine döndüremez; bunu da iyi bilin!

