Yıllar önce Mersin’in Tarsus ilçesinde yaşayan halaoğlumun yanına ziyarete gitmiştim. Yanında çok samimi olduğu bir arkadaşı vardı; polis, onun yanında da asker traşlı genç birisi. Bizim halaoğlu tanıştırdı. Abi kardeşlermiş. Bir süre sohbet ettik. Genç, asker; dağıtım iznine gelmiş. Polis kardeşine öylesine bağlı ki; her sözü ” bu var ya bu benim her şeyim ” diye başlıyor, sonunda da ” canım feda” diye bitiriyordu.
Oldukça keyifli bir sohbetten sonra kalktılar, tokalaştık ayrılıyoruz tam arkamızı döndüğümüz an, polis olanın sert ses tonuyla irkildim ” çek elini!” Sonra da daha da sert bir ses tonuyla” size askerde öğretmediler mi!” dedi.
Hani derler ya ” ortalık buz kesti” . Herkes birbirine bakıyor, konuyu anlamaya çalışıyordu. Yanlarına doğru yaklaştık. Polis olanın sözleri hala kulaklarımda çınlar, hala ses tonunu ve yüz ifadesini unutmam. Oğlum üstümdeki kıyafeti görmüyor musun; üniforma var. Benim üzerimde bu kıyafet olduğu sürece devletin memuru, vatandaşın da polisiyim. Bizi bu şekilde kol kola gören, devletin polisine bak; vatandaşla nasıl da yüz göz olmuş, nasıl da laubali olmuş demez mi? Sonra polise ihtiyacı olan bir vatandaş nasıl güvenir bana? Tanıyan var tanımayan var. Hem kanunen de yasak!
Hiç unutamam bu olayı. Yeri, zamanı geldiğinde de uzun uzun anlatırım. Şimdi nereden mi aklıma geldi? Anlatayım; önceki akşam Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde miting sonrasında halka seslenen Başbakan Binali Yıldırım kürsüde bakanları, milletvekilleri, belediye başkanları, il, ilçe başkanları ve vali olduğu halde halkı selamlamış. Sunucu da işte AK Parti, işte AK Kadrolar diye anons yapmış. Vali efendi de durumdan memnun olmuş ki; o anı ölümsüzleştiren fotoğrafı valiliğin internet sitesine koydurmuş (!)
Şimdi ben, o canından çok sevdiği, üstelik askerden izne gelmiş olan kardeşinin koluna girmesini” vatandaş yanlış anlar ” diyerek reddeden polis ile bu sorumsuz valiyi nasıl yan yana getireyim? Nerede böyle sorumlu polis, nerede böyle sorumsuz vali? Allah o polisin de, öyle düşünen polislerin de işini gücünü rast getirsin, Allah böyle valilerden de, böyle hareket eden valilerden de vatandaşı korusun…
Vali kamu görevlisidir. Bir siyasi partinin değil. Bir vali bu şekilde görüntü veremez! Bir vali, bir siyasi partinin yönetici kadrosuyla, o partinin müzikleri çalınırken, el ele halkı selamlayamaz, bu etik değildir, ahlaki değildir, yasal değildir. Vali Şerif Yılmaz güvenirliliğini yitirmiş, devletin değil, hükümetin hatta Binali Yıldırım’ın valisi olduğunu ilan etmiştir. Yapması gereken şey; derhal istifa etmektir. İçinizden diyorsunuzdur ” ya Metin Bey sen ne diyorsun; cumhurbaşkanı benim valim, benim kaymakamım, benim polisim demiyor mu? Balık baştan kokar! En yukarıda ki değil mi; kamu hizmeti yerine parti hizmeti anlayışı getiren?” Ne diyeyim; haklısınız. Hem de yerden göğe kadar haklısınız…

