Ah! Bir gerçek olsa…

tarafından
277
Ah! Bir gerçek olsa…

564Ah! Bir gerçek olsa…

Ramazan aylarının en sıkıcı yanı iftar davetleri olsa gerek. Tıpkı kurban bayramlarında “ne kestin ?” sorusuna cevap vermek zorunda kaldığımız an gibi.  İftarda neredesin?  Ezan okunmadan buluşalım. Akşamki iftar daveti önemli ama gitmemiz lazım. Falanca kişinin iftar davetine, filanca kişinin iftar davetinden çok fazla kişi katılmıştı. Ama şimdi, yani o çok fazla masraf etmişti gibi muhabbetlerin ortasında kalmak kadar can sıkıcı bir şey olduğunu sanmıyorum; lakin iftar sofralarının sessiz muhabbetleri bu maalesef…

Ramazan ayında insanlar açlık, susuzluk, sevap, günah, sahur, iftar gibi konular dışında pek bir şey düşünmüyor, konuşmuyor.  Oysa hayat her zamanki acımasızlığıyla devam ediyor.  Şehitler bir bir düşmeye toprağa, mahalleler yakılmaya, ilçeler taşınmaya devam ediyor. Dökülen kan üzerinden oy hesapları sürerken, iftarda içilen bir bardak su ile mutlu olabiliyor insanlar.

Eee tabii bu durum birilerinin de işine geliyor. Bu dünyayı, yaşananları düşünmek, sormak, sorgulamak, yarın ne olacak sorusuna cevap aramak diye bir şey yok. Bugüne tepki yok; çünkü şükür ayı. Sahura nasıl kalktığının, ne yediğinin, ne içtiğinin, iftarını nasıl açtığının önemi yok şükredeceksin; orucunu açtın ya. Bak, başbakan, cumhurbaşkanı herkes orucunu bir bardak suyla açıyor. Hayattasın ya şükret. Hatta ölürsen maden kazasında ya da bir terör saldırısında yine şükret; mübarek aydasın. Bir tabutta parçalanmış gelirse “canının bedeni” şükret mübarek ayda şehit olmuştur eşin, kardeşin, ağabeyin ya da evladın. Anlayacağınız bu ay başınıza ne gelirse gelsin hayırdır; çünkü mübarek aydır. Rahmetliyi mübarek ayda kaybettik mekânı cennet derler ya hani…

Keşke gerçekler de öyle olsaydı; yani mübarek ay, ne gelirse hayırdan gelseydi. Hani diyorum, bombalar patlamasa, ilçeler yakılıp yıkılmasa, insanlar ölmeseydi. Hani diyorum, insanlar insanca yaşayabilseydi korkmadan yarınlardan. Hani diyorum, sağlıkta devrim yaptık palavralarını dinlemeden bebeğini ameliyat ettirebilseydi bir anne. Ya da bir baba kıvranıp durmasaydı evladının tedavi masraflarını karşılayabilmek için. Çaresizce başını duvarlara vurmasaydı bir evlat, annesinin karşılanmayan ilaç giderleri için. İşte, işte o zaman gerçekten hayırlı olacaktı ramazan, ramazanlar.