Biliyorum en az benim kadar gergin, benim kadar öfkeli, benim kadar kızgınsınız. Gözlerinizin içine bakılarak yalan söylenmesine dayanamıyorsunuz? Konuşulanların başka, yapılanların başka olduğunu; vaatlerin başka, uygulamaların başka olduğunu gördükçe gerginliğiniz, öfkeniz, kızgınlığınız artıyor…
Bu nasıl olur? “Bu kadar aptal mı görünüyoruz” diye düşünerek belki kendinize, belki de topluma kızıyorsunuzdur. Aslında kızmamamız gerekiyor. Çünkü istenilen bu…Uygulanan yöntemler, hazırlanan planların bir parçası…
Halkın duymak istediklerini söyle ama bildiğini yap. Sorunlarını dile getir ama çözme. Talepleri gündeme al ancak dikkate alma. Hep bir sonraki seçim dönemi için elinde tutacağın güçlü vaatlerin olsun… Atacağın son adıma kadar önündeki tüm engelleri kaldırmaya çalış. AKP’nin yaptığı budur…
Öyleyse buradan başlamalıyız. AKP’nin yaptıkları ya da yapmadıklarını nedenleriyle birlikte halka anlatabilmeli, iktidara gelmeden önce verdiği sözlerin neden yerine getirilmediğini halka bir bir açıklamalıyız. Örneğin; Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidara gelmeden önce son kez katıldığı televizyon programında, Deniz Baykal ile karşılıklı katıldığı açık oturumda “iktidara kim gelirse, o milletvekilliği dokunulmazlığını kaldırmalı” sözü ve taahhüdü vermesine rağmen, iktidarda olduğu bunca zamandır neden milletvekilliği dokunulmazlığını kaldırmadı. Son olarak, anayasa referandumunda halka; sizlerden destek istiyoruz darbecileri yargılayacağız derken bu gün darbeciler neden yargılanmıyor?
Faili meçhulleri çözeceğiz derken, faili meçhullerin en büyük failleri olan Hizbullahçıların serbest kalmasını sağlayacak yasa değişikliğini neden uygulamaya koydu. Üstelikte eli kanlı katillerin serbest kalmasının suçunu yüksek yargının üzerine yıkmaya çalışmasının altında yatan gerçek nedir? Bu ve benzeri konuları sabırla, inatla anlatmayı başarmalıyız halka. Ve halka güvenmeliyiz. Şimdiye kadar da hep bunu yaptık zaten demeden, anlatmaya devam etmeliyiz. Bunu başarabilirsek , AKP tarihin derinliğinde kaybolacağı gibi birçok bakan ve milletvekili de kendisini yüce divanda hesap verirken bulur…
Ulus Gazetesi 24.1.2011
