Son günlerin Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirmek modasına katılan bir savcı ana muhalefet partisi liderini korkaklıkla suçlamış. Tabii ki bu bildiğimiz gibi ” sen korkaksın ” cümleleriyle değil. Daha ölçülü, daha bürokratik bir dil kullanmış. Bu ülkede cesur savcı çok, cesur muhalefet yok demiş, yetinmemiş cesur kamuoyu yok demiş. Sonra eklemiş; ; Sayın Kılıçdaroğlu bu memleketin birçok cesur cumhuriyet savcısı vardır. Hem de kelle koltukta, çalışan onlarca cesur savcısı mevcuttur. Ama bu cesur cumhuriyet savcılarının arkasında duran ne cesur muhalefet, ne de cesur kamuoyu vardır.
Cumhuriyet Savcısı Menderes Arıcan’ın ağzından bu çıkan sözler tüm yargı camiasını bağlamakta ve tamamını zan altında bırakmaktadır. Söyledikleri doğruysa; yani görevlerini yapmalarını engelleyen bir kişi ya da zümre varsa ve muhalefet partileri savcıları yalnız bırakıyorsa bunları soruşturma konuları hatta dosya numaraları ile birlikte kamuoyuna açıklamak zorundadır. Yok, doğru değilse; yani modaya uymak için muhalefet partilerini eleştirmiş, suçlamış ise derhal istifa etmelidir.
Konuyla ilgili başbakan ve adalet bakanı da açıklama yapmak hatta soruşturma başlatmak zorundadır. Bir savcı “arkamızda duran cesur bir muhalefet, cesur bir kamuoyu yok diyorsa, o ülkenin ya adalet sisteminde, ya da o açıklamayı yapan savcısında sorun var demektir. Ya hâkimler, savcılar kişi ya da zümreler tarafından baskı altına alınmış, ya da hukukçu ahlakı bitmiş demektir. Her iki durumda da, o ülkenin adalet sistemi çökmek üzere olduğu bilinmeli ; böyle bir duruma zemin hazırlayan ya da siyasal hedefler için göz yuman herkesin ortak sorumluluğu olduğu unutulmamalıdır.

