Bombalı saldırıların düşündürdükleri

tarafından
250

img017-e1397354309361Bombalı saldırıların düşündürdükleri

Yakın zaman ortaklarının bugünkü söylem ve eylemlerinin yarattığı toplumsal tepkinin boyutlarının ne olacağı ve toplumsal öfkenin nereye yöneleceği konusunda yaşanan belirsizlik, gerçekleşen eylem ve söylemler arasındaki çelişkilerin büyümesine neden oluyor. Taraflar yakın zamana kadar söyledikleri her şeyi bir kenara bırakarak bugün tam tersini dile getiriyor. Bugün dile getirdiği şikâyetlerin aynısını ise kendileri yapıyor.

2015 Haziran seçimleri öncesine kadar gayet uyumlu bir çizgi yakalayan AKP/PKK ikilisi,  çözüm süreci adıyla topluma barış, huzur ve ekonomik istikrar pazarlama konusunda oldukça başarılı oldu; ancak topluma tozpembe bir gelecek vaat ederken içten içe kendi ellerini güçlendirmeye çalışmaktan da geri durmadılar. Bir taraf yeni, sağlam karakollar inşa ederken diğer taraf il, ilçe merkezlerini silah depolarına çevirdi, eğitimli militanlarını il, ilçe merkezlerindeki yerleşim alanlarına gönderdi.

Sonra birden ne olduysa oldu ve masa devrildi, taraflar birbirlerini suçlayarak, birbirlerini yok etme pahasına mücadeleye başladı. Süreç baştan itibaren kapalı kapılar ardında başladığı ve sürdüğü için masayı kimin devirdiği, anlaşmayı hangi gerekçelerle kimin bozduğu bugün için anlaşılamadı; tıpkı hangi konularda, nasıl bir anlaşma süreci yaşandığının anlaşılamaması gibi.

Sonra taraflar birden bire mazlumu oynamaya başladı. İktidar cephesi ki buna cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da dâhil olmak üzere, bizlere verilen sözler tutulmadı dedi; hangi sözlerin verildiğini açıklamadan. Süreçte valilere operasyon yapılmasın talimatımızı istismar ettiler illeri, ilçeleri silah deposuna çevirdiler dediler; neden müsaade ettiklerini açıklamadan. Silahlı militanları vatandaşların evlerine yerleştirdiler dediler; neden izin verdiklerini açıklamadan. Şimdi masum insanları intihar saldırılarıyla öldürerek bizlere diz çöktürmeye çalışıyorlar diyorlar; neden engel olmadıklarını, olamadıklarını açıklamadan.

PKK ise devletin güneydoğuda masum Kürt’leri katlettiğini söylüyor; ellerinde silah ne aradığını söylemeden. Bodrumlarda sivil Kürtlerin katliamlara uğradığını iddia ediyor; bodrumlardan keskin nişancı tüfekleriyle ateş açıldığını söylemeden. Yerleşim yerlerine tank atışı yapılıyor diyorlar; bomba tuzaklı barikatları anlatmadan.

Ve ne yazık ki bugün güneydoğuda yapılan  operasyonlarda insanlar ölürken, intihar saldırılarıyla masum insanlar katledilirken her ikisinin de istediği oluyor.  Toplum yeni saldırılar olabilir endişesiyle kalabalıklardan uzak durmaya çalışırken, iktidarı suçlamaya, iktidarı suçlarken de PKK’nın sorumluluğunu gözden kaçırmaya başlıyor.

Diğer yandan AKP ve Recep Tayyip Erdoğan adeta bir taşla iki kuş vuruyor.  Saldırıların süreceği fısıltısını yayarak iktidara yönelecek tepkilere engel oluyor. Diğer yandan da işte bunun için terörü yok edebilmemiz için anayasa değişikliği şart diyerek başkanlığı işaret ediyor.

Oysa süreç ve gündem birlikte düşünüldüğünde bir tek doğru ortaya çıkıyor. Sorumlular ortak. Bugün Ankara’nın göbeğinde, İstanbul’un kalbinde, güneydoğunun sokaklarında günahsız insanlar ölüyorsa sorumluları AKP/PKK’dır. Sorumluları süreci başlatan, sürdüren ve sonlandıranlardır. Ne PKK’nın intihar saldırıları AKP’yi ne de AKP operasyonları PKK’yı aklayabilir.