Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde neler oluyor

tarafından
400

Geçtiğimiz hafta DTCF öğrencileri, yemekhane zamlarının geri çekilmesi ve akşam yemeği fiyatının öğle yemeği ile eşit olması, kütüphane kapanış saatinin daha ileri bir saate alınması, okul tuvaletlerindeki sabun, tuvalet kağıdı eksiği gibi hijyen problemlerinin çözülmesi ve Ankara Üniversitesinin diğer fakültelerinden öğrencilerin de DTCF’ye girebilmesi taleplerini açıkladıkları bir eylem gerçekleştiler.

Şimdi, bu talepler için kim , ne diyebilir? Yasal mı; yasal. Suç unsuru var mı ; yok? Herhangi bir siyasi muhatap, eleştiri, suçlama, tahrik var mı; yok. Herhangi bir kişi ya da kurumu hedef alma , hedef gösterme var mı; yok. Nedir o zaman sorun?

Peki, ne oluyor? Aynı üniversitenin , aynı fakültesinin bir başka öğrenci grubu taleplerini dile getiren öğrencilere saldırıyor. Böyle bir şeyin akıl ile izan ile açıklanabilir tarafı var mı? Bu ihtiyaçlar , ihtiyaçlarını dile getiren insanlara saldıran öğrencilerin de ihtiyacı değil mi? Talepler karşılanırsa saldırgan grup bir zarar mı görecek; hayır (?) Tam tersine kendileri de aynı haklardan faydalanacak (?)

Bizler bu olayların nedenini acaba mantık temeline oturtabilir miyiz diye düşünürken, bu akşam yeni haberler geldi. Saldırgan gruptaki öğrenciler bu kez sosyal medya da silahlı fotoğraflarını paylaşmışlar.

Haydaaaa! dediğinizi duyar gibiyim. Evet, gerçekten şaşırtıcı bir durum. İnsanlar twit attığı için ya da bir kurum veya kişiyi eleştirdiği için gözaltına alınırken, herhangi bir somut delil olmadan sadece sözde itirafçıların ifadesiyle belediye başkanları tutuklanırken ,yasal haklarını kullanarak haklı taleplerini dile getiren öğrencilere kameralar önünde, onlarca özel güvenlik görevlisinin önünde saldıran, ardından sosyal medyada silahlı fotoğraflarını paylaşan kişiler elini kolunu sallayarak dolaşıyor.

Konu biraz daha irdelenince olay aydınlanıyor. Saldırgan grubun tacizlerinin , tehditlerinin iki ay gibi uzun bir süredir devam etmesine rağmen okul idaresinin saldırganlarla ilgi herhangi bir işlem yapmadığı, bunun sonucunda olayların vahim noktalara geldiği anlaşılıyor.

Saldırgan grubun bazı öğrencilere evlerinin önünde pusu girişiminde bulunmasına, Kızılay’da bir öğrenciye saldırmasına rağmen haklarında soruşturma açılmadığı görülüyor

Pazılın parçaları birleştirildiğinde ortada açık bir provokasyon olduğu anlaşılıyor. Provokasyonu kim ya da kimler hazırlıyor, amaçları ne bunu ortaya çıkarması gerekenler de Cumhuriyet Savcılarıdır. Bu olaylara sessiz kalan , başını kuma gömerek ,görmek istemeyen herkes bu provokasyonun parçası olur. Gerek Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde , gerekse diğer fakültelerde çıkacak olayların sorumluluğu da onların olur.