Hadi bunda sıkıntı yok, hukuki süreç diyelim. Peki İBB (İstanbul Büyükşehir Belediyesi , Ekrem İmamoğlu) iddianamesi mahkemece kabul edilmeden günler önce yazılı görsel basında çarşaf çarşaf yayınlanmasına ne demeli? Ayrıca iddianame ağır ceza mahkemesince kabul edilmeden sadece bir gün önce, soruşturmanın Başsavcısı Akın Gürlek tarafından, iktidar yanlısı bir gazeteye iddianame ilgili röportaj vermesine ne demeli?

Burada bir yanlış yok mu? Burada bir yasa dışılık, hukuk dışılık yok mu? Burada masumiyet karinesi “Suç kesinleşmediği sürece kimsenin hükümlü sıfatıyla değerlendirilemeyeceğini ifade eden, temel hukuk doktrini” ihlal edilmiyor mu?
Bir başsavcı nasıl olur da savunma hakkını, masumiyet karinesini bu kadar ihlal edebilir ve Hakimler Savcılar Kurulu, Adalet Bakanı bu duruma nasıl seyirci kalabilir? Bunun bir tek açıklaması olabilir o da başta ana muhalefet partisi olmak üzere toplumun büyük kesiminin düşündüğü gibi “Bu bir hukuki yargılama değil, siyasi bir cezalandırmadır”. Bu yargılamalar uzun yıllar tartışılacak, toplum vicdanını uzun yıllar rahatsız edecek. Belki de bu yargılamaları yapanlar, seyirci kalanlar, destek olanlar ya da yönlendirenler gelecekte yargılanacak. Yakın tarihimizde bunun örnekleri var.
Her şeye rağmen ,hiç olmazsa bundan sonra ki yargılamaların hukuka uygun, adil ve adaletli olmasını toplum vicdanını zedelemeyecek kararlar çıkmasını dileyelim. Unutmayalım ki en ağır ceza ya da cezasızlık toplum vicdanında oluşan suçluluk ya da suçsuzluk kararlarında verilir.
