Alın size barış ve demokratikleşme süreci

tarafından
329

Adı buydu sanırım ; kamuoyuna böyle sundular. Sanki yeni başlayan bir süreçmiş gibi. Oysa Abdullah Öcalan bu konu ile ilgili görüşmelerin aylar öncesinden başladığını kamuoyuna duyurmuştu. Yani tabiri caizse siyasi irade ile Abdullah Öcalan birçok konuda çoktan anlaşmış sıra kamuoyunu alıştıra alıştıra açıklamaya gelmişti.

Bu görevi de Devlet Bahçeli üstlendi. Neden Devlet Bahçeli’nin böyle bir görev üstlendiğini de yazmıştım; çünkü kaybedecek bir şeyi kalmadı. Tekrar yazıyorum Devlet Bahçeli ilk genel seçimde tarih olacak.

Ne diyorlardı? Terörsüz Türkiye(?) Barış içinde , huzur içinde , refah içinde yaşanacak bir ülke olacağız. Demokratik hukuk devleti olacağız. Bu sözleri duyan da sanır ki Recep Tayyip Erdoğan 23 yıldır bu ülkeyi yönetmiyor, yönetmeye aday oluyor, seçim kazanırsa bu sözlerini hayata geçirecek (!)

Süreci başından beri hiçbir şekilde samimi ve gerçekçi bulmadığımı defalarca yazmıştım. Nedenine gelince, dünyanın hiçbir yerinde bu şekilde bir süreç yaşanmaması bir tarafa; İşine geldiği zaman anayasayı tanıyan, işine gelmediği zaman “Ben anayasayı tanımıyorum ” diyen birisi ile” Anayasa mahkemesi kaldırılmalıdır “diyen başka birisinin bu ülkeye barış, huzur, refah ve demokratikleşme getireceğine inanmıyor olmamdır.

Sürecin mimarları bellidir, hedef de ulus devlet, üniter devlettir. Öyle bazı çevrelerin dile getirdiği gibi ne Abdullah Öcalan’dır, ne Devlet Bahçeli’dir , ne de Recep Tayyip Erdoğan’dır. Düşüncelerime itiraz eden varsa ABD Başkanı Donald Trump ile ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack açıklamalarını tekrar gözden geçirsin lütfen.

Bu ikilinin derdi demokratikleşme ve barış ise Türkiye’de yaşanan hukuksuzluklar, yasa dışılıklar, tezgahlar, kumpaslar ile ilgi neden bir çift laf etmiyorlar? Bu ülkede demokrasi ve hukuk kişiye, partiye , ABD’ye hizmetine göre mi uygulanıyor?

Bu ülkede CHP Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu safsatalarla , hukuki temelden yoksun iddialarla tutukluyken, bu ülkede bir şehrin, “Adana’nın” kefil olduğu Zeydan Karalar tutukluysa, CHP’li belediyelere operasyon üzerine operasyon yapılıp belediye başkanları tutuklanıyorsa , anayasa mahkemesinin kararları tanınmıyorsa kimse bana barıştan, demokratikleşmeden , adaletten, hukuktan bahsetmesin .

Sadece taraflar zamana oynuyor birbirlerinden ne koparabilirim diye hesap yapmaya çalışıyor. Biri koltuğunu korumaya çalışıyor, diğeri tarih olan siyasi tabanını yeniden kazanmanın peşinde , bir diğeri de bütün süreci bir kişiyi cezaevinden çıkarmaya adamış durumda.

CHP İmralıya giderek Abdullah Öcalan ile görüşme niyetinin samimi olmadığını gördü ve çok doğru bir karar verdi. İmralıya gitmedi ; ancak komisyonu da terk etmedi. Bunun için CHP’ye kızan başta HDP’ller olmak üzere biraz gerçeği ve samimiyetsizliği görün. CHP’ye tavrından dolayı kızacağınıza , sizler ülkede bu kadar anayasa tanımazlık varken , bu kadar keyfi şekilde operasyonlar, gözaltılar, tutuklamalar yapılırken , kayyım uygulamaları son hızla devam ederken ,bu komisyon ülke için hiçbir şey yapmaz, yapamaz diyerek önce demokratikleşme, önce hukuk, önce adalet diyerek komisyondan çekilin…

Bu ülkenin en güçlü cumhurbaşkanı adayı tutuklu , ikinci en güçlü cumhurbaşkanı adayına aynı oyunlar oynanarak tutuklanma sürecine başlanmak isteniyorsa bunu yapanlar bu ülkeye nasıl demokrasi getirecek bir düşünün…