Cumhurbaşkanlığı seçiminin hemen ardından ağzı olan konuşmaya, bilgisayarın başına geçen yazmaya başladı. Hepsinin de hedefinde Kemal Kılıçdaroğlu var.

Yok, efendim AKP en güçsüz dönemindeyken Kemal Kılıçdaroğlu ile seçim kazanılamıyorsa Kılıçdaroğlu istifa etmeliymiş. Yok, efendim Kemal KIlıçdaroğlu girdiği her seçimi kaybediyormuş. Yok, efendim parti hepten yenilenmeli genç kadrolarla yola devam edilmeliymiş.
Ya arkadaş CHP futbol takımı mı ya da spor kulübü mü? Bu seçimi kaybettik hadi takımı hepten değiştirelim genç bir kadro kuralım diyelim. Bahsettiğiniz parti cumhuriyeti kuran partidir, devletin temellerini atan ve ülkenin sigortası olan bir partidir. Gelenekleri vardır, kuralları vardır, yetkili kuruulları vardır. Kemal Kılıçdaroğlu şu an da yapılması gerekeni yapıyor. Parti meclisinde seçimli kurultay kararı alınmış, karar parti örgütlerine bırakılmıştır.
CHP’de neyin, nasıl olacağına karar verecek yetkili kurullar varken her nasıl oluyorsa hayatında bir kez CHP Parti örgütüne uğramamış, belki de partinin önünden geçmemiş insanlar, hatta bir defa CHP’ye oy vermemiş insanlar CHP Genel Başkanı hakkında, CHP’nin geleceği hakkında kendini karar merciinde görüyor. Böyle bir şey olabilir mi? Herkes yerini, haddini bilmek zorunda.
Özellikle de bazı gazeteciler” İsim vererek bu kişileri sınırlandırmak istemiyorum” Ama tarih bunları sorgulayacak. Gazeteci gibi değil, Kılıçdaroğlu’na muhalefet olan siyasetçi gibi davranıyorlar ve son derece seviyesiz yazılar yazıyor, eleştiriler yapıyor, soru sorma adı altında hüküm vermeye çalışıyorlar. Bunlar gazeteci kimlikleri ile etik davranmadıkları gibi, ahlaklı ve dürüst olamıyorlar. Son derece seviyesiz yorumlar yapıyor, saygısız sorular soruyor, ahlaksızca hüküm kurmaya çalışıyorlar.
Bunlar anayasayı, yasaları istediği gibi çiğneyen, demokrasiyi katleden, adaleti, hukuku rafa kaldıran, ülkeyi mültecilerin işgal alanına çeviren, toplumu aç ve sefil insanlar topluluğuna dönüştüren iktidar partisine tek laf etmiyorlar.
Bunlar milyonlarca mülteciyi vatandaş yaparak oy kullandıran, yetmezmiş gibi hayali seçmen yaratarak sahte oy kullandıran, YSK listelerinde göz göre göre oy çalanlara da söz söylemiyorlar.
Bunlar seçimden önce Kemal Kılıçdaroğlu kazanırsa iç savaş çıkar, bu millet bu devleti Kılıçdaroğlu’na teslim etmez diyerek on milyona yakın insanın sandığa gitmesine engel olan ve anayasaya aykırı bir şekilde aday olan Recep Tayyip Erdoğan’a ve buna izin veren YSK’ya bir şey demiyorlar. Ama iş CHP’ye, CHP Genel Başkanına geldi mi aslan kesiliyorlar.
Ne oluyoruz ya? Siz kimsiniz, ne hakla 25 milyon insanın oyunu almış bir genel başkanı ekranlarda yargılama, sorgulama, hüküm verme hakkını kendinizde görüyorsunuz. Siz kimsiniz devleti kuran, laik, demokratik cumhuriyetin sigortası olan CHP’nin Genel Başkanına, Genel Başkanlığı bırakmadınız size yakışmadı diyebiliyorsunuz? Bunlar sözüm ona duayen gazeteciler, bunların yaptığı eleştiri değil, bunların yaptığı sorularla halkı aydınlatmak değil. Bunların yaptığı daha doğrusu yapmaya çalıştığı şey siyasi linçtir. Üç kuruşluk kıt akıllarıyla CHP’yi dizayn etmeye çalışıyorlar; ancak buna güçleri yetmez. Hiçbir CHP’li buna izin vermez. Değişim gerekiyorsa buna Cumhuriyet Halk Partililer karar verir. Yetkili kurular karar alır, kongreler yapılır, seçimli kurultay yapılır “ ki bunlar yapılıyor” sonuca göre el ele, omuz omuza mücadeleye devam edilir. Yenilenme, değişim adı altında kimse kurtarıcı yaratmaya çalışmasın. Bu partiye gönül vermiş her birey yeri gelirse kurtarıcıdır, yeri gelirse birer kahramandır.
