Cümlenin sonu belli başındakiler boşluk doldurmak için

tarafından
1014

Kırk binden fazla insanın hayatını kaybettiği, yüz binlerce insanın yaralandığı, kayıp insanların sayısının henüz tespit edilemediği bir ülkede bugüne kadar istifa eden bir tek kişi olmadı, tam tersine ilgili kişiler konuşmaya başladığında cümlenin sonu başından belli oluyor. Kalıplaşmış bildik cümlelerden sonra “ Sorumlulardan hesap sorulacak, işin ucu nereye kadar giderse gitsin üstüne gidilecek, devletimiz güçlü, milletimiz dirayetlidir, bu felaketin de üstesinden geleceğiz vs.”

Buraya kadar bu cümleleri çok duyduk. Yeterli güvenlik önlemleri alınmadığı için sözde maden kazalarında hayatlarını kaybeden maden emekçilerinin ardından, dere yataklarına yapılan konutların şiddetli yağışlar sonunda taşmasıyla birlikte sel felaketinde hayatlarını kaybeden insanların ardından ve yine gerekli önlemler alınmadığı için depremlerde kaybettiğimiz on binlerce insanımızın ardından. Bu sözlerin sonu hep belli, nokta koyulacak cümleler değişmiyor.  Biz devlet olarak elimizden geleni yapacağız; ama bizler Müslüman insanlarız ve kadere inanan, itikatlı insanlarız.

Yani diyorlar ki “ Siz ya da biz ne yaparsak yapalım, sonuç değişmeyecek maden kazalarında, sel, deprem gibi felaketlerde ölmek sizin kaderiniz bundan kurtulamazsınız.” Öyle mi gerçekten? Malzemeden çalan müteahhit’in, gerekli denetimleri gerektiği gibi yapmayan ilgili kuruluşların, güvenli inşaat yapımına uygun olmayan alanları imara açanların ve en önemlisi de bütün bu olup bitenlere göz yumarak sonucu kadere bağlayanların hiç mi suçu yok?

Tanrı insanları yaratırken birinin kaderine” çalacaksın”, diğerinin kaderine  “göz yumacaksın”, öbürünün kaderine de “ öleceksin “ mi yazıyor? Böyle bir şeye inanmak mümkün mü? Böyle bir şey olabilir mi?

Elbette ki olamaz! Maden kazalarında insanlar ölüyorsa sorumlusu güvensiz çalışma koşullarında insanları çalıştıranlardır. Dere yataklarına yapılan konutların yoğun yağışlar sonrasında yıkılmasıyla kaybedilen canların sorumlusu o bölgelere konut yapan müteahhitlerin ve buna göz yuman yetkililerindir.  Depremler sonrasında on binlerce insanımız yaşamını kaybediyor, yüz binlerce insanımız yaralanıyor, sayısız insanımız kayıp oluyorsa sorumlusu, ilgili uzmanları dikkate almayan, uyarılara kulak asmayan, gerekli önlemleri almayarak ölümlere, yaralanmalara, kayıplara sebep olan siyasi iradedir. Yani suç ne tanrının ne de yazdığına inanılan kaderin değil, suç çalanın , göz yumanın, sessiz kalanındır…