Ne söylediğini ya da ne söylemek istediğini anlamak gerçekten zor

tarafından
828

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Ankara’da Şehir ve Güvenlik Sempozyumu’nda yaptığı konuşmada oldukça ilginç sözler sarf etmiş.

Diyor ki “”Site kültürü bizim kültürümüz değil ama ne yazık ki şu anda bir site kültürü anlayışı egemen olmaya başladı.”  Hangi kültürden bahsediyor doğrusu anlamadım. Neyi kastediyor onu da anlamadım.  17 yıldır iktidardalar ve bu süre içerisinde dikey kentleşme konusunda zirve yaptılar.  Yanan ormanlar, işgal edilen yeşil alanlar, usulsüz imarlar ile her karış toprağa çok katlı binalar, AVM’ler yapıldı, yapılmasına göz yumuldu hala da yapılmaya, göz yumulmaya devam ediliyor.  Böyle bir kentleşme anlayışıyla farklı bir sonuç oluşabilir mi?

Çiftçinin beli bükülürse, üreticinin anası ağlatılırsa, tarım bitme noktasına getirilirse köyden kente göçün yolu açılır. Meydanlarda en az üç çocuk nutukları atılırsa nüfus yoğunluğu artar. Bunları bilmek için şehir planlama uzmanı olmaya gerek yok.

Devam etmiş Cumhurbaşkanı  ; “Teknolojinin de gelişmesiyle şehirlerin alt-üst yapı ağları oldukça karmaşık hale gelmiştir. Şehir ne kadar büyükse güvenlik sorunları da o derece yüksektir. Sempozyumumuzun konu başlıklarına bakınca bu çeşitliliği gördüm. Artık şehirlerimizin güvenliğini surlarla koruyamayacağımız, içerideki düzeni de sadece kolluk gücü ile sağlayamayacağız bir duruma gelmiş durumdayız. Bu yeni duruma karşı yeni yöntemler geliştirmemiz gerekiyor. “

İyi hoş da iktidar kim, bu ülkeyi bu hale kim getirdi,17 yılı aşan süredir bu ülkeyi kim yönetiyor? Bu ülkenin alt-üst yapısını teknolojik gelişmelerden uzak tutarak bilinçsiz/ düzensiz/ güvensiz/karmaşık kentleşmeye göz yuman, kentlerimizde güvenliği kolluk güçleri ile sağlanamaz noktasına getiren kim, hangi anlayışın, hangi zihniyetin, hangi uygulamaların sonucu bu durum oluştu?

Saydığınız konularda şikâyet etme hakkınız olmadığı gibi hesap vermesi gereken kişi konumundasınız. “İçerideki düzeni de sadece kolluk gücü ile sağlayamayacağız bir duruma gelmiş durumdayız. Şehirlerde güvenliği sadece kolluk kuvvetleriyle sağlayamayız” diyorsunuz aynı zamanda Meclisten Libya’ya asker gönderilmesi ile ilgili tezkere çıkarıyorsunuz.

Kendi kentlerinde güvenliği sağlayamayan bir devlet, binlerce kilometre uzaktaki Libya’nın güvenliğini nasıl sağlayacak? Kendi kentlerinin güvenliğini sağlayamayan alt – üst yapısını çağın gereklerine uygun hale getiremeyen devlet Suriye’de, Suriyelilere nasıl bir yaşam alanı kuracak? Orada güvenliği nasıl sağlayacak?

Bir de üzerinde fazlaca düşünülmesi gereken bir söz daha sarf etmiş Cumhurbaşkanı. Diyor ki “içerideki düzeni de sadece kolluk gücü ile sağlayamayacağız bir duruma gelmiş durumdayız. Bu yeni duruma karşı yeni yöntemler geliştirmemiz gerekiyor.”

Bu sözler normalde Yüce Divanlık. Ne yapılacak? Devlet içinde devlet mi oluşturulacak. Polis içinde polis, jandarma içinde jandarma, asker içinde asker mi oluşturulacak? Kısaca devlete paralel devlet mi kurulacak? Ne yapılacak? Sanırım topluma ayrıntılı bir şekilde açıklama yapılması gereken bir konu…