Gel de yargıya güven…

tarafından
376

Gel de yargıya güven…

Çaresizliğin çaresi, umutsuzluğun umudu, kimsesizlerin kimsesi yargı maalesef büyük bir yara daha aldı. Büyük bir yara daha diyorum; çünkü yargı AKP hükumetleriyle birlikte tartışılır hale geldi. Çadır mahkemeleri, kumpas davaları henüz zihnimizde tazeliğini korurken,  onları aratmayacak bir karara daha imza atan yargı; kumpas davaları yeniden mi başlıyor sorusunu akıllara getirdi.

Sözcü gazetesi yazar ve yöneticilerinin yargılandığı mahkemeden uzun yıllar unutulmayacak, belki de ilerde hukuk fakültelerinde basın özgürlüğünün cezalandırılmasına örnek dava olarak okutulacak bir karar çıktı.

Bu ülkede hiç kimseyi Sözcü gazetesinin PYD ya da Fetöye bilerek ya da bilmeden yardım edeceğine inandıramazsınız. Çıkın sokağa yaşlısına gencine, kadınına erkeğine, okumuşuna cahiline sorun; Sözcü gazetesi Fetöye ya da PYD’ye bilerek ve isteyerek yardım eder mi? Alacağınız cevap “ Şaka mı bu?” olacaktır.

Biraz gazeteleri okuyan, biraz da yazarları takip eden birisi Emin Çölaşan, Necati Doğru gibi yazarların ne fetöye, ne de PYD’ye yardım niteliğinde bir yazı yazmadığını, yazmayacağını bilir. Tam tersine AKP hükumetinin fetö ile sıkı fıkı, iç içe olduğu dönemlerde dahi fetöyü, fetöcüleri ve onlarla işbirliği içinde olan AKP hükumetini en ağır dille eleştiren yazılar kaleme almışlardır.

Aynı şekilde çözüm süreci adı altında PKK ile Öcalan ile yapılan görüşmelerde, sürdürülen diyaloglarda hem PKK’yı hem de hükumeti ağır dille eleştirmişlerdir.  Kısacası AKP hükumetlerinin fetö ile PKK ile sarmaş dolaş olduğu yıllarda bile hükumetle birlikte her iki yapıyı en sert şekilde eleştirmişlerdir. Şimdi bir mahkeme kalkıp da Sözcü gazetesi yazar ve yöneticilerine fetö ve PYD’ye yardımdan ceza verirse kimse kusura bakmasın da artık yargıya inanacak, güvenecek insan bulamazsınız.

Her yönüyle tutarsız, her açıdan yanlış, toplumun asla inanmayacağı böyle bir kararı, bir mahkeme “siyasi desteği olmadan ya da yönlendirmesi olmadan” veremez; çünkü son anayasa değişikliği ile HSK tamamen siyasi iradenin kontrolüne geçti.  İstediği an istediği hakimi görevden alır, istediği zaman istediği hakimi istediği yere sürgün eder hatta meslekten ihraç edip tutuklatabilir bile. Anlayacağınız “ Yargı bağımsızlığı” sadece sözde. Anlayacağınız mahkeme siyasi iradenin isteğini yerine getirmiştir ve artık yargı güvenliğinden bahsedilemez.