Günler öncesinden başlayan hamaset söylemleri 15 Temmuz gece yarısı salası ile tavan yaptı. Tankların önüne yatanlar, kurşunların önüne duranlar, bombaların altında yürüyenler diye başlayan sözleri gün boyu duyduk, dinledik. Duyduk dinledik; ama Boğaz köprüsünden, boğazın derin sularına atılan silahsız askerlerden bahseden olmadı. Boğazı kesilerek katledilen askerlerin konusu dahi geçmedi. Cenazesi günler sonra tanınmaz halde bulunan askeri lise öğrencileri hakkında bir çift söz edilmedi…
Kimdi bunlar? Cumhurbaşkanının çağrısıyla, sözde demokrasi adına sokağa çıkarak, silahsız askerlere ölümüne saldıran, askeri lise öğrencilerini katleden, hiç düşünmeden bir Türk askerinin boğazını kesebilen bu alçaklar kimlerdi? Kimlere hizmet ediyorlardı? Halkın üzerine ateş ettiği iddia edilen sözde darbecilerden ne farkı vardı bunların? Bu katiller kaç askerimizin kanına girdi, kaç askerimiz kayıp açıklanmadı hala. Kimse bilmiyor o gün kaç kınalı kuzu katledildi…
Bir tarafta ne istediniz de vermedik dedikleri fetöcü caniler, diğer tarafta sözde demokrasi adına aynı kişinin çağrısıyla sokağa çıkan ve askerlerimizi katleden caniler. Birinin diğerinden ne farkı var?
Olan masum insanlarımıza oldu. Çok uyarıldılar. Yargıyı, orduyu, emniyeti bu insanlara, fetöcülere teslim ediyorsunuz, ülke bu durumdan çok büyük zararlar görecek denildikçe koruyup kolladılar fetöyü, fetöcüleri. Bunlar Türk ordusuna kumpaslar kuruyorlar, orduyu yeniden şekillendirmeye çalışıyorlar denildikçe ben bu davaların savcısıyım dedi aynı kişi…
KGB uyardı. İç istihbarat birimleri uyardı. Asker uyardı. Türk silahlı kuvvetlerinde olağan dışı hareketlilik var, önlem alın denildi. Göz göre göre darbe geliyor denildi. Sonunda olan oldu …
Ordunun yurtsever komutanları, laik, demokratik cumhuriyete bağlı askerleri canları pahasına müdahale ederek darbecileri etkisiz hale getirdi. Darbeyi Türk Silahlı Kuvvetleri önledi; öyle tankın önüne yatarak poz veren şovmenler değil.
Bugüne kadar darbenin siyasi ayağı ile ilgili hiç bir araştırma, soruşturma yapılmadı gibi, muhalefetin konuyla ilgili meclis araştırma önergesi AKP MHP ortak oylarıyla reddedildi. Öyle ya kim kimi, kim neyi araştıracak? Dön gel bitsin sıla hasreti diyen, ne istediniz de vermedik diyen cumhurbaşkanı hala aynı koltukta oturuyor. Kabinede fetönün gözde adamları, CYİK’de fetönün ünlü simaları…
İşin içinden sıyrılmanın en kolay yolu hamaset söylemleri, destansı bir öykü ve o günü bayram ilan etmek. Ne yazık ki o gün destansı bir öykü yaşanmadı. O gün ihmaller, kusurlar, hatalar ve yanlışlar sonrasında yüzlerce insanın hayatını kaybettiği bir rezalet yaşandı. Bir gün gelecek, bütün gerçekler ayrıntılarıyla gün yüzüne çıkacak, sürecin asıl suçluları ile figüranları birlikte bağımsız Türk mahkemelerinde hesap verecek. İşte o gün gerçek demokrasi bayramı yaşayacağız. İşte o gün katledilen masum insanların ruhu huzura kavuşacak.

