Çaresizlik içerisinde

tarafından
233
Çaresizlik içerisinde

Binali Yıldırım demiyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlık seçimi demiyorum. Ekrem İmamoğlu da demiyorum. Bu seçim artık bir belediye başkanlık seçimini aştı, bir Ekrem İmamoğlu, bir Binali Yıldırım arasındaki seçim olmaktan çoktan çıktı. Yıllardır topluma hizmet adı altında ezilen, sömürülen, ayrıştırılmaya ve başkalaştırılmaya çalışılan bir toplumun “Artık yeter!” diyeceği bir çığlığa dönüştü.

İnsanlar yoksulluğa, yolsuzluğa, yasaklara son vereceğiz sloganıyla iktidara gelen AKP’nin yoksulluğu da, yolsuzluğu da, yasakları da bitirmediğini tam tersine AKP döneminde yolsuzluğun da, yoksulluğun da, yasakların da tavan yaptığını gördü.

AKP döneminde cumhuriyet değerlerine bağlı komutanların çeşitli kumpaslarla komuta kademelerinden uzaklaştırılarak TSK’nın fetöcü komutanlara teslim edilişini acı bir tecrübeyle öğrendi.

Cumhuriyet değerlerine ve demokratik hukuk devletine bağlı bilim adamlarının, gazetecilerin, yazarların, sanatçıların, sendikacıların, sivil toplum örgütü lider ve üyelerinin bir bir tutuklanışını ya da etkisizleştirilmesini canlı televizyon programlarında izledi.

Ve en sonunda da din istismarının hangi boyutlara ulaştığını arkasında hep AKP’nin desteklediği vakıflarda, cemaatlerde yaşanan çocuk tecavüzlerinde gördü.

Aslında bu toplum AKP’ye 16 Nisan 2017 Anayasa değişiklik referandumunda dur dedi. Ardından 2019 Cumhurbaşkanlığı seçiminde; ancak YSK devreye girdi yasalara, anayasa ,teamüllere aykırı olarak sonuçları AKP ve Recep Tayyip Erdoğan lehine çevirdi.

İşte bu gerçeklerin farkında olan Recep Tayyip Erdoğan namusu, şerefi üzerine ettiği yemini bir kenara bırakarak anayasaya aykırı bir şekilde yerel seçimlerde sahalara indi. İzmir’de hiçbir şansı olmadığını biliyordu; ama Ankara, İstanbul, Adana gibi büyükşehirlerde bir şekilde kazanacağını düşünüyordu. Hesapları tutmadı. Ankara, İstanbul, Adana’da seçimleri kaybetti. Ankara ve Adana’da yapabileceği hiçbir şey yoktu; çünkü aradaki oy fark barizdi. İstanbul’da ise YSK yine anayasaya, yasalara, teamüllere aykırı olarak devreye girdi ve seçimi iptal etti.

Recep Tayyip Erdoğan yenilenecek olan seçimde demokrasiye inanan, demokratik hukuk devletine sahip çıkan ve en önemlisi de AKP’nin her alanda bu ülke insanına yaşattığı zulmün artık bitmesi gerektiğini düşünen tüm siyasi oluşumların güç birliği oluşturacağının farkındaydı. Bunu engellemek için her yolu denedi. Din, dil, mezhep ayrıştırması, ırk kutuplaştırması gibi…

Toplumsal barışı, iç huzuru bozacak girişimlerde bulunmaktan çekinmedi, yeri geldi toplumu açıkça tehdit etti; ancak bu girişimlerin hiçbiri istediği sonucu sağlayamadı.  AKP; yani Recep Tayyip Erdoğan İstanbul’da kaybediyor…

İşte bunun için çaresiz, işte bunun için çaresizce Abdullah Öcalan’dan medet bekliyor. Abdullah Öcalan’ın HDP seçmenini etkileyebileceğini düşündüğü mesajı hiç düşünmeden yasaya aykırı olarak; yani suç işleyerek ve işleterek bir öğretim üyesi aracılığıyla kamuoyuna duyurabiliyor; ancak yine sonu hüsran.

HDP kutuplaşmış Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı arasında taraf değiliz derken seçim stratejimizde bir değişiklik olmayacak, demokrasinin önünde duran AKP-MHP bloğuna karşı gücümüzü göstereceğiz” diyor.

İşte seçimde son güne girilirken HDP tarafından yapılan bu açıklama ile Recep Tayyip Erdoğan çaresizliğiyle baş başa kalıyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu…

Asıl olan bundan sonraki süreç. Her yolu deneyen ve kaybeden Recep Tayyip Erdoğan artık ne kendi siyasi geleceğini, ne de AKP’nin siyasi geleceğini koruyamaz, kurtaramaz. 25 Haziran’dan itibaren AKP’deki çöküş süreci hızlanacak, bunu hep birlikte göreceğiz.