İstanbul seçimleri ile birlikte psikolojisi bozulan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her gün ayrı bir skandala imza atıyor. Bir gün sanatçıları tehdit ederken, diğer gün spor adamlarını, bir başka gün ise kulüp taraftarlarını tehdit ediyor.
31 Mart seçimlerinde millet ittifakı oyları çaldı, seçime şaibe karıştı gibi asılsız iddialarda bulunurken, demokrasiden, milli iradeden bahsediyor daha sonra da ” Her şey güzel olacak ” diyen kim varsa; sizi izliyoruz, yaptıklarınızı kayıt altına alıyoruz gibi sözlerle tehdit ediyor.
İstanbul seçimini asla kazanamayacak bu birincisi. Yaptığı her hareket, söylediği her söz kamuoyu desteğinin giderek azalmasına neden oluyor bu iki. Bugün tehdit amaçlı kullandığı sözler anayasal suç teşkil ediyor bu üç. Asıl ve en önemli konu ise kendisi sadece kendi gibi düşünmeyenleri izlerken, kayıt altına alırken bu toplumun tamamı da kendisini izliyor ve hafızasında kayıt altına alıyor farkında değil. Şu an aldığı nefesi bile izleyen İstanbul halkı var. Şu an attığı her adımı takip eden Türkiye var.
Seçim kazanmak ya da kaybetmek demokrasinin gereğidir; ancak kaybettiği seçimi “kamuoyunu ikna edemediği gerekçelerle” yeniletmenin sonucunda yeniden kaybederse ki olacağı o, yapacağı en onurlu iş erken seçim kararı almaktır. Aslında şu an yapması gereken en doğru şey de budur. Güvenilirliğini yitirmiş bir YSK ile seçime gidilmez. Yerel seçimlerde böylesine taraf olmuş ve kaybetmiş bir cumhurbaşkanı ile ülke yönetilemez. Erken seçim artık kaçınılmaz olmuştur.
