Kaybetmenin korkusu sarmış tüm bedenlerini; her hallerinden belli. Ne konuştuklarını biliyorlar, ne de konuşacaklarını. Kimi zaman mazlumu oynuyorlar, kimi zaman cengâveri. Kimi zaman gözyaşları içindeler, kimi zaman naralar atıyorlar. Kimi zaman öyle yalanlar söylüyorlar ki; kendileri de inanıyorlar…
Önceleri aslan parçasıydılar. Sözde darbecileri tıktılar içeriye, vesayeti kırdılar. Üniversitelerde bilim adamı kalmadı, demokrasi adına; basını hepten susturdular. Sanatçıların “Devlet” unvanını aldılar, yazarların kalemini kırdılar. İnsanların hayatlarıyla, aşlarıyla, ekmekleriyle oynadılar… Ne demokrasi geldi ülkeye, iktidar oldukları günden bugüne; ne de adalet. Ne ekonomi gelişti, büyüdü; ne de arttı refah.
Parasız eğitim istiyoruz diyen gençler dolduruldu hapishanelere, ülkeyi soyanlar ödüllendirildi törenlerle. Nerede adalet diyen hukukçular sürüklendi yerlerde, tekmelendi adliye önlerinde…
Şimdi meydanlarda dolaşıyorlar ” Beyaz Toros” lardan bahsediyorlar. Sanırsınız ki; çözmüşler faili meçhulleri, atmışlar içeriye katilleri. Sanırsınız ki; işkenceler önlenmiş, işkencecilerden hesap sorulmuş. Ne hakla ” Beyaz Toros”lardan bahsedilir olmuş? On üç yıllık sürede hangi ” Beyaz Toros”un izi sürülmüş, hangi faili meçhul aydınlatıp katil ya da katillerden hesap sorulmuş?
Sona yaklaştıkça kontrolü kaybediyorlar, kaybettikçe korku sarıyor bedenlerini. Önce kaosla, istikrarsızlıkla, terörle tehdit ettiler; yarattılar kargaşayı, patlattılar bombaları. Baktılar ki olmuyor, olmayacak sürdürdüler tehdit etmeyi. Bu kez birilerini değil, bir örgütü değil; bir kuşağı hatta bir toplumu tehdit edecek kadar ileri gittiler.
Evet, bir toplum tehdit ediyorlar küstahça! Bu ülkede ” Beyaz Toros” ların dolaşmadığı sokak mı var? Bu ülkede “Beyaz Toros”ları tanımayan, bilmeyen insan mı var? Beyaz Toros demek; işkence demek. Beyaz Toros demek; cinayet demek. Beyaz Toros demek; adaletsizlik, hukuksuzluk, keyfiyet demek. Beyaz Toros devlet eliyle terör demek; bunu bilmeyen mi var? Beyaz Toros’ larla hatta Kırmızı ve Siyah Toros’ larla 90′ lı yıllarda değil çok daha eskilerde tanışmaya başladı bu toplum. Bu toplum 7 Haziran öncesi tehditlere pabuç bırakmadı, 1 Kasım öncesi tehditlerine de pabuç bırakmayacaktır.
