IŞİD’mi, PKK’mı, DHKP-C’mi derken bir türlü karar veremedi. Kimi zaman papatya falı baktı, kimi zaman zar attı. Arada bir yandaşları kanalıyla basına servis yaptı, nabız yokladı. Baktı olmayacak; her üç örgütle birlikte dış ülkelerin parmağı var diyerek kenara çekildi bir ohhh çekti…
Peki, millet yedi mi? Cıkkkk millet yemedi. O kadar da değil hani. Üç dönem oy vermek başka hatta cumhurbaşkanlığına taşımak başka, bu saldırıları IŞİD, PKK, DHKP-C’nin yaptığına inanmak başka. Bu toplum her üç örgütü de yakından tanıyor. Bu örgütlerin amacı, hedefi, söylemleri böyle bir saldırıyı, böyle bir zamanda yapmalarına imkân tanımıyor.
DHKP-C’yi bir kenara alalım, onun tarihinde, felsefesinde böyle bir şey yok. Böyle bir şey derken; sivil insanların bulunduğu alanlardan bahsediyorum. Sivil alanlarda, sivilleri hedef alan böyle bir eylemi olmadı, olmaz. PKK’nın böyle bir saldırısı olması için, kendi kendini yok etme kararı almış olması gerekir. IŞİD’mi? O en büyük şüpheli; ama Suriye ve Güneydoğu’daki durumu göz önüne alınınca o da şüpheli listesinden çıkıyor. Eee geriye kaldı bir paralel bir de asıl…
Paralel dedikleri yapının zaten bugüne kadar silahlı eylemleri görülmedi. Hani en fazla yataklık ettikleri falan iddia edilebilir; ama ona da kimse inanmaz. Geriye kim kaldı?
Nobel’in herhangi bir dalında aday gösterilmemesini karıştırmayın şimdi! O başka…
