Son yıllarda sık karşılaştığımız bir durum; birilerinin ellerinde ya da bellerinde silahlarla çekilmiş fotoğraflarının sosyal medyada paylaşılması. Fotoğrafların altında da vur de vuralım, emir ver gidelim türünden notlar. Ya da kefen görüntüsü verilmiş, beyaz çarşaflara sarılı insanlar yürüyor; dillerinde benzer sloganlar veya yerlerde yatıyorlar; ellerinde benzer dövizler…
Neyi amaçlıyorlar? Topluma nasıl bir mesaj vermek istiyorlar? Dahası nasıl bir ruh halindeler merak ediyorum? Kendilerini ifade edebilmek için ölmek ya da öldürmek temalı eylemlerin dışında bir yol yok mu? Eğer öyleyse, bunun adı nedir?
Benzer durum siyasi parti liderleri için de geçerli. Tepelerine bineriz! Ezer geçeriz! Yerle bir ederiz! Yakar yıkarız! İmha ederiz hepsini! Nedir bunlar? Hangi ruh halinin tezahürü? Bu tür eylem geliştiren bireylerle, bu tür söylem geliştiren siyasi parti liderleriyle dahası devlet adamlarıyla bir ülke nasıl huzur bulur?
Bir partinin gençlik kolları başkanı elinde silahla poz veriyor. Bir partinin ilçe başkanı otomatik silahlarla gösteri yapıyor. Bir partinin genel başkanı “Karşımıza çıkanı ezer geçeriz “ diyor. Neyin mesajı bu? Anlatılmak istenen nedir?
Şiddet şiddeti doğurur bilinmiyor mu? Yasaklarla, baskıyla, şiddetle hiçbir sorun çözülmez, çözülemez anlaşılamadı mı hala? Birbirlerini anlamayan, anlamaya çalışmayan toplumlar asla huzur bulamaz öğrenemedik mi daha?
Her zamankinden daha çok ihtiyacımız var; karşılıklı anlayışa. Her zamankinden daha çok ihtiyacımız var; sormaya, sorgulamaya, nedenleri düşünmeye. Argo da bir deyim vardır hani ; ” İş vermek”. Bir de karşılığı vardır “ İşi bileceksin, işe gitmeyeceksin…” Tam da günümüz için söylenmiş…
Durum kritik, durum tehlikeli; elbette ki öncelik yurt güvenliği; ama görünen tehlikeden çok daha fazlası da görülebilmeli. Atılan ya da atılacak olan her adım öncesinde bir değil ,bin kez düşünmeli… Orada herkesin bir hesabı var, herkesin bir nedeni var; kimsenin hesabına da, kimsenin nedenini de malzeme olunmamalı.
Acılara alışkın bir toplumuz; neredeyse yarım yüzyıldır oluk oluk kan akıyor. Cansız bedenler düşerken toprağa “ Vatan sağolsun “ diye haykırıyor. Vatan sağolsun tabii ki. Vatan tehlikedeyse, vatanı korumak içinse ,verilen can feda olsun…
Dedim ya oyun içinde oyunlar oynanıyor. Bir tarafa silahlar yığılırken, diğer taraf adeta müdahaleye zorlanıyor. Sonra herkes çekiliyor kenara seyrediyor ve biri de çıkıp BMGK’nu toplantıya çağırıyor; sanki bildik bir oyun yeniden sahnelenmek isteniyor.
Dikkatli olmalı, çok dikkatli… Taraflara bir bakın; kim, kim ile dost müttefik? Kim, kime silah sağlıyor? Kim, kimi yok etmek istiyor? Kim, kiminle yakın zamanda nasıl bir ilişki içindeydi? Sadece bu soruların cevapları bile nasıl bir girdabın içine doğru sürüklendiğimizi gösterebilir. Dikkat gerekiyor, hem de çok büyük dikkat. Ve soğukkanlı olmak gerekiyor, olabildiğince soğukkanlı…
