Ülke kamuoyu, onları gülen yüzleriyle, gülerek işimizi istiyoruz sözleriyle tanıdı. Selçuk Üniversitesinde araştırma görevlisi iken hiçbir gerekçe gösterilmeden OHAL kararnamesiyle açığa alınması üzerine 9 Kasım 2016’da saat 12.30’da Ankara Yüksel Caddesinde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde yaptığı basın açıklaması ile oturma eylemi başlattı. Amacım OHAL kararnameleri ile mağdur olan kamu emekçilerinin sesi olmaktır dedi.
Son derece masum ve insani bir talep ne yazık ki polisin sert müdahalesi ile son buldu. Kendisi ve yanında destek için bulunan arkadaşları gözaltına alındı, ertesi gün serbest bırakıldı; aynı gün aynı yerde, aynı sözleri tekrarladı “ İşimizi istiyoruz”. Yeniden gözaltına alındı; bırakıldıktan sonra aynı gün, aynı yerde, aynı sözleri tekrarlamaya devam etti. “ işimizi istiyoruz.
Nuriye Gülmen ’den bahsediyorum OHAL kararnamesi ile açığa alındıktan sonra; işine, aşına, onuruna sahip çıkan yürekli insandan…
17 Kasım tarihinde kararlı duruşuyla sembol olmaya başladığı sırada yine bir OHAL kararnamesi ile açığa alınan öğretmenler Semih Özakça ve Esra Özakça da oturma eylemine başlayacaklarını ilan ettiler. İlerleyen günlerde Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, Yüksel Caddesi’nde beraber oturma eylemine devam ederken yine bir OHAL kararnamesi ile açığa alınan Veli Saçılık da kendilerine katıldı. İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya gelen emekçiler ile destekçilerin sayısı artarken polis müdahalesi ile gözaltılar ve darplar da sürdü.
İşimizi istiyoruz haykırışlarının sürdüren Nuriye Gülmen 60. günde meslekten ihraç edildi. İhraç kararının ardından Yüksel Caddesi’ndeki eylemlerine devam eden Nuriye Gülmen, Semih Özakça, Veli Saçılık, Acun Karadağ, Esra Özakça polisin sert müdahalelerine, gözaltılara rağmen her sabah İnsan Hakları Anıtı Önüne gelerek oturma eylemlerine devam etti.
Konuya ilişkin olarak 9 Mart’ta TBMM’ye giden ve milletvekilleri ile birlikte basın açıklaması yapan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça polisler tarafından gözaltına alındı. Bunun üzerine daha önce açıkladıkları “ 11 Mart’ta açlık grevine başlayacakları “ kararlarını gözaltına alındıkları tarihe aldılar. 5 gün gözaltında tutulduktan sonra mahkeme tarafından adli kontrol talebi ile serbest bırakıldılar.
Gözaltında başlattıkları açlık grevlerini serbest bırakıldıktan sonra da Yüksel Caddesi’nde 24 saatlik nöbet ile sürdüren Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, 17 Mart’ta Veli Saçılık ve Esra Özakça’nın da aralarında olduğu yedi kişi ile birlikte yeniden gözaltına alındı. İki gün gözaltında tutulan Gülmen ve Özakça, serbest bırakılmalarının ardından doğrudan eylem alanına dönerek açlık grevlerine ve oturma eylemlerine devam ettiler.
Açlık grevlerinin 75. gününe geldikleri sırada yeni bir operasyonla gözaltına alındılar, ardından tutuklandılar. Kamu görevlisi olan iki insanın “ silahlı terör örgütü üyesi oldukları” iddiası kamu görevlerini sürdürdükleri yılların ardından hiçbir gerekçe gösterilmeden önce açığa alınmaları ,ardından ihraç edilmeleri sonrasında 75 günlük “işimizi istiyoruz” haykırışlarından sonra gündeme gelmesi oldukça düşündürücü…
Yargı sürecinde er ya da geç gerçekler ortaya çıkacaktır. Suçlularsa mutlaka mahkûm olacaklar, suçsuzlarsa berat edeceklerdir.
Peki, ya sağlıkları? Açlık grevlerinin belirli sürelerinden sonra, insan bedeninde geri dönüşümsüz hasarlar oluştuğu biliniyor. O zaman ne olacak? Bu insanlar mahkemede beraat eder görevlerine dönmesi yönünde karar verilirse ne olacak? Pardon mu denilecek?
Akademisyen Nuriye Gülmen ve Öğretmen Semih Özakça’nın tutuklu bulundukları Sincan Cezaevinden dün gecenin ilerleyen saatlerinde zorla hastaneye götürüldükleri ve sevk sırasında Semih Özakça’nın darp edildiği iddia ediliyor. Bu nasıl insanlık? Bu nasıl vicdan? Sadece “ işimizi istiyoruz” diyen insanlara bu yapılır mı? Yüzlerce gündür açlık grevi sürdüren bir insana el kaldırılır mı?
Nuriye Gülmen ve Öğretmen Semih Özakça’nın sağlığı ve güvenliği bu devletin onurudur. Onların başına gelebilecek en kötü olaylar zaten gelmiş durumda. Adil yargılanmalarını sağlamak, sağlığını korumak devletin görevidir. Devletten beklenen, istenen budur. Kamuoyunda gülen yüzleri, işimizi istiyoruz sözleriyle tanınan insanların gülen yüzleri solmamalı, işimizi istiyoruz talepleri dikkate alınmalıdır.
