Aman Dikkat!

tarafından
346

Toplum tarafından torba yasa olarak bilinen yasal düzenlemelere tepkiler hızla artarken, hükümet kanadından aynı sertlikte hatta çok daha fazla karşılık veriliyor. Sendikalar yapılmaya çalışılan yasal düzenlemeler ile emekçilerin hak kaybına uğrayacağını düşünerek meclise yürüdü. Öğrenciler günlerdir sokaklarda. Hukukçular endişeli. Yargıtay ve Danıştay tepkili, ana muhalefet partisi halkı direnmeye çağırıyor. Halk ise henüz ne olduğunun, ne olacağının farkında değil.

Genel anlamda değerlendirdiğimizde yapılmaya çalışılan yasal düzenlemelerin yanlış ve hatalı hatta kasıtlı olduğunu söyleyebiliriz.

Öncelikle mevcut iktidar neden böyle bir yönteme başvurdu bunu düşünmek gerekiyor. Yasal düzenleme yapılacak konularda, düzenlemelerin muhatabı kurumlar ile görüşülmeden yasal değişiklik düzenlemek ne kadar doğru, adil ve demokratik olur? Yapılmaya çalışılan yasal düzenlemelerin tarafı olan kurumlardan tepkiler yükselmeye başladığında; biz zaten ne düşündüğünüzü biliyorduk açıklaması neyi ifade ediyor? Hemen her konuda milletim bilir, milletim karar verir, millet iradesi gibi söylemlerin arkasına saklanan iktidar neden millete bir şey anlatmıyor? Birbirinden tamamen bağımsız ve ilgisiz yasal düzenlemeler neden bir arada toplanıyor. Bütün bunların bir tek açıklaması olabilir o da yasal düzenlemelerin niteliği ve amacı halk tarafından anlaşılmadan meclisten geçirilmeye çalışılmaktadır.

Bunun farkına varan sendikalar, öğrenci örgütleri, siyasi partiler tavır koymaya, tepki vermeye başladı. Ana muhalefet partisi üyeleri kamuoyunun dikkatini çekebilmek için adalet komisyonundan istifa etti, halkı direnmeye çağırdı.

Bundan sonra gelişen olaylara baktığımızda AKP’nin, yasal düzenlemeler yapmaya çalıştığı konularda neyi düşündüğünü, neyi amaçladığını çok rahat görebiliriz.

Demokratik bir ülke yaratma çabası içerisinde olduğu görüntüsü vermeye  çalışan Başbakan Tayyip Erdoğan; yasal düzenlemeleri protesto eden öğrencileri Marksist marjinal gruplar, siyasi partileri de Eşkıya olarak suçluyor. Muhtemelen ilerleyen günlerde sendikacıları ve hukukçuları da Ergenekon uzantısı olmakla suçlayacak.

Başbakanın tepkilere kulak vermesi, tepkilerin nedenlerini incelemesi gerekirken, tepkileri görmezden gelerek eylem hazırlığında olan insanları eşkıyalıkla suçlamasının altında yatan nedenler ne olabilir? Birincisi; yapılmaya çalışılan yasal düzenlemelerin AKP iktidarı ve kendi geleceği için hayati önem taşıdığına inanıyor olabilir. İkincisi; demagojik yöntemler ile tepkileri etkisizleştirmeye çalışarak kamuoyu dikkatinden kaçırmak ve yasalaştırmak olabilir. Üçüncüsü ise ana muhalefet partisinin direniş çağrısını farklı algılayarak paniğe kapılmış olabilir. Malum dünya gündemini meşgul eden halk direnişleri var. Mısır, Tunus gibi…

Başbakan hangisini düşünüyor bilmiyorum ama bence son seçeneğe dikkat etmeli. Toplumsal hareketler düşünüldüğü gibi olmayabilir. Basit bir protesto, sert çatışmalara dönüşebilir. Hatta halk ayaklanmalarına kadar gidebilir. Tarihte bunun çok fazla örnekleri var. Elbette ki ana muhalefet partisi direniş çağrısı yaparken, silahlı halk ayaklanmasını kastetmiyor. Ama Başbakan bu yönde açıklamalar ile adeta yangına körükle gidiyor.   Böyle bir ortam yaratılmaya çalışılıyor görüntüsü vermek isterken, gerçekten büyük çatışmalara, istenmeyen olaylara sebep olabilir. Aman dikkat. Benden söylemesi…

Ulus Gazetesi 7.2.2011