İki turlu yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde uzun yıllar hafızalardan silinmeyecek skandallar yaşandı. Bizzat İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından sürdürülen tehdit, taciz dili, içişleri bakanlığında YSK’ ya paralel bir yapılanma girişimi, kışlalara, emniyet müdürlüklerine verilen emir ve talimatlar toplumu sindirmeye, korkutmaya dönük girişimlerdi.

Halka açıkça gözdağı verilerek “İstenilen sonuç alınamazsa ya darbe olur ya da iç savaş çıkar” algısı yaratılmak için çok uğraşıldı. Oy verme işlemlerinin devam ettiği sıralarda bazı bölgelerde ellerinde palalar olduğu halde, yüzleri maskeli gezen kişilere rastlanıldı. Hatta bellerinde silahla gezen çok sayıda siviller okul bahçelerinde görüldü. Yer yer tartışmalar, itiş kakışlar, kimi yerlerde darp olayları yaşandı, avukatların tartaklandığı yerler oldu. Bütün bunların üzerine üç milyondan fazla mültecinin, yabancı ülkelerde yaşayan seçmenlerin ve sandığa gitmeyen on milyon insanın sayesinde seçim kazanıldı.
Seçim sonuçları açıklanmaya başladıktan sonra sokaklar mülteci kutlamalarına sahne oldu. Ellerindeki palaları sallayarak Arapça sloganlar atıyor Recep Tayyip Erdoğan diye bağırıyorlardı. Kimi yerlerde de Hizbullah seninle sloganları atılıyor kurşun seslerinden çocuklar ağlıyor, yaşlılar ise kapıyı, pencereyi kapatarak ışıkları söndürüyordu.
Ortaya çıkan böylesine rezil bir tablo sonrasında demokrasi kazandı diyebilir miyiz? Türkiye kazandı diyebilir miyiz? Sokaklarımızda yabancılar ellerinde palalarla, ateşli silahlarla kutlamalar yaparken ülkemiz kazandı diyebilir miyiz? Neredeydi emniyet güçleri? Neredeydi istihbarat örgütü? Neredeydi savcılar? Şu ana kadar bilinen bir genç bıçaklanarak, bir genç de yorgun tabir edilen bir kurşun ile hayatını kaybetti. Kim verecek bunun hesabını? Kim dindirecek o insanların yakınlarının acılarını?
Demek ki kulaktan kulağa yayılan tehditler doğruymuş. Demek ki tüm olumsuzluklara rağmen seçimi Kılıçdaroğlu kazansaymış bu yamyam sürüsü ellerinde palalar, çeşitli ateşli silahlarla insanlara saldıracakmış. Demek ki böyle bir katliam girişimi olsa içişleri bakanı emniyeti ile istihbaratı ile jandarması ile bu konuda hiçbir önlem almamış? Demek ki öylece seyredeceklermiş (!) Demek ki bu toplumu Allah korumuş.
Bana göre seçim sonuçlarından çok bu durum sorgulanmalıdır. Seçim öncesinde yaşananlar, seçim sürecinde yaşananlar ve seçim sonrasında yaşananlar. Dünyanın neresinde görülmüş böyle bir şey? Seçim sonrasında yabancıların sokaklarda ellerinde silah kutlama yapmaları duyulmuş bir şey mi? Devlet buna nasıl müsaade eder? Yargı nasıl seyirci kalır? Bu devlet bunu halkına açıklamak zorundadır!
