Hemen her gün yeni operasyonlara uyanıyoruz. Bir gün belediyelere, başka bir gün gazetelere, gazetecilere, televizyonlara, televizyonculara; gözaltına alınan belediye başkanları, gazeteciler, televizyoncular, kapatılan televizyonlar, kayyım atanan belediyeler, sıra kimde ya da kimlerde?

Cumhurbaşkanı adayıysan ve kazanma ihtimalin çok güçlüyse gideceğin yer Silivri zindanları. Başarılı bir belediye başkanıysan tabii ki muhalefet partisinin belediye başkanıysan gideceğin yer Silivri zindanları. Namuslu, dürüst, çalışkan üstüne üstlük muhalefet partisinin meclis üyesi, bürokratıysan gideceğin yer Silivri zindanları. Mesleğinin gereğini yerine getiren gazeteciysen yazmak, yazmamak, haber yapmak ya da yapmamak bir şeyi değiştirmez gideceğin yer Silivri zindanları. Avukatsan maden ocaklarında, can veren, toprakları gasp edilen çiftçilerin, köylülerin depremlerde ailelerini kaybeden, evleri başlarına yıkılan insanların haklarını savunuyorsan gideceğin yer Silivri zindanları.
Ne olacak bu işin sonu? Dünyada en büyük siyasi rakibini cezaevine kapatarak, muhalif belediye başkanlarını gözaltına alarak, belediyelere kayyım atayarak, muhalif gazetecileri tutuklayarak, muhalif televizyonları kapatarak, insan hakları savunucularını zindanlarda tutarak seçim kazanmış bir iktidar var mı? Baskıyla, tehditle milletvekili, belediye başkanı, meclis üyesi transfer ederek seçim kazanmış bir iktidar var mı?
Yok, maalesef yok. Türkiye’nin bugüne kadar ki en büyük sorunu kazanmaya inanmış, kararlı, mücadeleci bir lider olmayışıydı. En küçük tehditte “Oyunuzu kullanın evinize gidin” diyerek baştan havlu atan bir lider yok artık. Seçimin bitiminden birkaç saat sonra “ Adam kazandı “ diyerek ortadan kaybolan aday da yok…
Biri zindanlarda diğeri meydanlarda “ Kazanacağız, kazanacağız” diyor. Her tür tehdide, baskıya meydan okuyan hayatını ortaya koymuş iki lider ve yol arkadaşları arkalarında milyonlarla “ Bu kara düzeni yıkacağız “ diyor. Kim kazanır sizce?
