Milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi

tarafından
373

Ne olduğu bilinmeyen mutabakatlar sonrası yapılmaya çalışılan şeye “Milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi” adı verilmiş (!) Toplumun ne olduğunu dahi bilmediği bir mutabakat sonrası toplumsal bütünleşme bekleyenlerin aklına şaşarım.

Öncelikle bildiğimiz kadarıyla PKK ya da DEM kendilerini milli dayanışma kavramının içinde görmüyorlar, bütünleşme anlayışına ise tamamen karşılar. Onlara göre milli kavramı Türk milliyetçiliği ile bütünleşme kavramı ise Kürtlerin yok sayılarak asimilasyona uğratılmaya çalışılmasını ifade eder.  Bunu her zaman, her yerde de ifade ederler. Devlet Bahçeli, Recep Tayyip Erdoğan bunu bilmiyorlar mı? Bal gibi biliyorlar. Öyleyse yapmaya çalıştıkları şeyin adına neden “Milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi” dediler ve neden Abdullah Öcalan ya da DEM’den bir itiraz gelmedi. Gerçi Abdullah Öcalan kabul ettikten sonra DEM’in itirazı zaten söz konusu dahi olamaz…

Öyleyse böyle bir isim üzerinde nasıl uzlaştılar? Çünkü toplum ayrışmaya, çatışmaya şiddetle karşı. Türk’ü de, Kürt’ü de, Çerkez’i de, Boşnak’ı da farklı düşünmüyor. Toplumun çok büyük bölümü teröre, teröriste karşı olmakla birlikte şehitlerin acısını da yüreklerinin derinliklerinde hissediyor.

Çerçeve yasa diyerek toplumdan hatta milletvekillerinden gizlenen pazarlıkların üzeri örtülmeye çalışılıyor. Yapmaya çalıştıkları şeylerin kararını ne Abdullah Öcalan, ne Recep Tayyip Erdoğan, ne de Devlet Bahçeli verdi. Adına ne derlerse desinler konu tamamen ABD menşeili.

Hatırlayalım, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ne diyordu? “1919’dan beri ulus devletler tarafından engellenmiş durumdayız. Her devletin farklı bir hükümet türü tarafından yönetilmesi fikri pek iyi işlemedi” “Ortadoğu’da demokrasinin başarısız oldu, sadece “müşfik monarşiler veya monarşik cumhuriyetler” gibi güçlü liderlik rejimleri işe yaradı”.

Bu sözlerin açılımı şudur “ Türkiye ulus devlet yapısından vazgeçmelidir; yani Türkiye, farklı etnik grupların devlet kurmasına izin vermeli ve yönetim şekli de Ortadoğu devletleri gibi “müşfik monarşiler veya monarşik cumhuriyetler” gibi güçlü liderlik “Tek adam yönetimi” şeklinde olmalı. Biz bunu silahla başaramadık, şimdi barışla başarmak istiyoruz. Hedefimiz Büyük Ortadoğu .Evet, konunun özeti bu…

Birileri koltuklarını kaybetmemek ,birisi de paçayı kurtarmak için zaten işine de geliyor bilinen amaçları görmezden geliyor, belli bir kitle de konforlu yaşamdan vazgeçmemek için bütün olup bitenleri fark ediyor , ancak hiçbir tepki vermiyor. Ancak duyarlı Türk de, Kürt de, Çerkez de , Boşnak da kısacası toplum da bunu görüyor ve sabrediyor. Toplumdan gizlenen anlaşmaların temel sebebi bu.