Anayasaya rağmen İçişleri Bakanlığından istifa etmeden, devletin tüm imkânlarını kullanarak seçim sürecini yürüten ve yeniden milletvekili seçilen Süleyman Soylu şimdi de 28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı seçimi için devletin tüm imkânlarını seferber ediyor.

Tahmin edebileceğiniz gibi devletin otoriter gücünü, ekonomik imkânlarını ve emir komuta yetkisini seçimlerin adil, demokratik, güvenilir bir şekilde huzur içinde yapılmasını sağlamak için değil her ne pahasına olursa olsun Recep Tayyip Erdoğan’a kazandırmak için kullanıyor. Böyle bir olay cumhuriyet tarihinde bir ilk olduğu gibi dünya siyaset tarihinde de pek rastlanmamış bir olay.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na Ankara’nın Çubuk İlçesinde bir Şehit cenazesinde, bir inek hırsızı tarafından başlatılan linç girişimi sonrasında ne demişti Süleyman Soylu ? “Biz uyardık ama kendisi dinlemedi, şehit cenazesine katılacağını da bize bildirmedi halk galeyana gelmiş.” Neredeyse linç girişiminde bulananları kahraman, Kemal Kılıçdaroğlu’nu da provokatör ilan edecekti! Benzer şekilde Ekrem İmamoğlu’na seçim çalışması sırasında Erzurum’da taşlı saldırıda bulananlara teşekkür ettiği gibi, Ekrem İmamoğlu’nu da provokatif davranmakla suçlamıştı.
Peki, kendisi bugün ne yaptı? Seçim otobüsüyle İstanbul’da Gazi Mahallesine gitti. Tabii ki yanında yüzlerce polis ile özel harekâtçı ile. Halk burada kendisini protesto edince inanılmayacak şekilde halkı provoke etti. Seçim otobüsünün mikrofonundan siz PKK ile bir olmuşsunuz, birbirinize karışmışsını gibi tahrik edici cümleler kurdu, yetmezmiş gibi çocuk gibi ohhh , ohhhh diye bağırdı, ardından polis gözaltılar yaptı, halkı dağıttı.
Bu nedir şimdi? Bu davranış nasıl açıklanabilir? Hem milletvekili seçilmiş olacak, hem bakanlık koltuğunda oturacak, hem de devletin tüm imkânlarını kullanarak, devletin polisini de arkasına alarak halkı provoke edecek, karşısındaki insanlar hak hukuk, adalet sloganları atarken PKK’lı olmakla itham edecek o da yetmeyecek gözaltılar yapılacak.
Süleyman Soylu’nun bu yaptığı aleni suçtur. Aleni anayasaya aykırıdır. Demokrasilerde, hukuk devletlerinde böyle bir şey olmaz, olamaz! Neyse ki az kaldı. Şunun şurasında iki gün ya sabır deyip sineye çekelim ve hesabını sandıkta soralım.
