İnsanlığınız batsın!
Cezaevleri devletin koruması altındadır. Gerek tutuklu, gerekse hükümlü şahısların can güvenliğinden, temel ihtiyaçlarının gerektiği gibi karşılanmasından, varsa sağlık sorunlarının giderilmesinden ( tedavi edilmesinden) , olası acil durumlarda gerekli tıbbi müdahalelerin yapılarak tedavi sürecinin başlatılmasından bizzat devletin kendisi, ilgili bakanı; yani adalet bakanı sorumludur.
Tutuklu ya da hükümlü adi suçlu olabilir, siyasi suçlu da, terör suçlusu da, hatta tacizci, tecavüzcü katil de olabilir hiç, ama hiçbir şey fark etmez. Cezaevine girdiği andan itibaren devletin zincirleme sorumluluğu başlar.
Dün akşam saatlerinde HDP’nin önceki dönem Eş Başkanlarından Selahattin Demirtaş’ın kardeşi ve aynı zamanda avukatı olan Aygül Demirtaş’ın sosyal medya hesabı twitter’dan yaptığı bir paylaşımla, Selahattin Demirtaş’ın 26 Kasım Salı günü 05.30 sıralarında kalp spazmı geçirdiğini, ilk müdahaleyi hücre arkadaşının yaptığını öğreniyoruz. Daha sonra cezaevi idaresi tarafından ambulans çağrılarak olaya müdahale edilmiş ve EKG yapılmış. Cezaevi doktoru Selahattin Demirtaş’ın kardiyoloji, nöroloji ve gastroenteroloji olmak üzere üç ayrı bölüme sevk edilmesi gerektiğini belirtmesine ve adı geçen servislere derhal sevk edilmesini istemesine rağmen, avukatlarının da bu konuda çaba göstermesine rağmen ilgili bölümlere sevk edilmediğini ve Aygül Demirtaş’ın paylaşım yaptığı ana kadar bilincinin kapalı olduğunu öğreniyoruz. Ve paylaşımın birkaç saat sonrasında Selahattin Demirtaş hastaneye kaldırılıyor. Adı geçen servislerde gerekli kontroller yapıldıktan sonra , taburcu ediliyor, geçmiş olsun.
Yaşanan olay gerçekten insanın insanlığından utanmasına neden oluyor. Bir insanı sevmeyebilirsiniz, bir insanın düşüncelerine katılmıyor olabilirsiniz; ama devletin koruması altında olan, olması gereken bir insanı bu şekilde adeta ölüme terk edemezsiniz. Böyle bir olay insanlık suçudur. Cezaevi müdüründen başlayarak tüm sorumlular hakkında işlem başlatılmalıdır. Bunu bizzat adalet bakanının kendisi yapmalıdır. Ve sonrasında da istifa etmelidir.
Hiçbir tutuklu ya da hükümlü bu şekilde tedaviden, acil müdahalelerden, kontrollerden mahrum bırakılamaz, bu bir tarafa; ancak Selahattin Demirtaş’ın sıradan bir mahkûm olmadığını da unutmamak gerekiyor. Selahattin Demirtaş’a bunu yapanlar bu ülkeyi kaosa, çatışmalara sürüklemeye çalışanlardır. Selahattin Demirtaş’a bunu yapanlar bu ülkeyi kardeş kavgasına sürüklemeye çalışanlardır. Selahattin Demirtaş’a bunu yapanlar demokrasi düşmanı çevrelerdir.
Yaşanan bu olay; ülkeyi kaosa, çatışmalara, kardeş kavgasına sürüklemeye çalışan demokrasi düşmanı çevrelerin Selahattin Demirtaş üzerinden oynadığı tehlikeli bir oyundur. Oynanan son derece tehlikeli bu oyunun kötü bir son ile bitmemesi Selahattin Demirtaş başta olmak üzere ailesi, sevdikleri ve toplum adına sevindirici bir durumdur,geçmiş olsun. Umarım bundan sonraki süreçte devlet görevini gerektiği gibi yerine getirir ve Selahattin Demirtaş ve onun gibi tutuklu ya da hükümlüler bu ve benzer sağlık sorunları yaşamazlar.

